<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035</id><updated>2011-10-11T21:16:52.154+03:00</updated><category term='tomas alfredson'/><category term='Sigourney Weaver'/><category term='concrete walls'/><category term='tutku'/><category term='Move along'/><category term='If I had a heart'/><category term='Antonio de la Torre'/><category term='Quim Gutiérrez'/><category term='Türk sinemasının ilk dijital filmi'/><category term='Kadın'/><category term='black metal'/><category term='Neytiri'/><category term='Sarp Alemdaroğlu'/><category term='Avatar'/><category term='Michelle Rodriguez'/><category term='Héctor Colomé'/><category term='2154'/><category term='eddie marsan'/><category term='edgar wright'/><category term='hot fuzz'/><category term='noviembre'/><category term='Sara perche ti amo'/><category term='achero manas'/><category term='Stephen Lang'/><category term='Björk'/><category term='mysterious skin'/><category term='the all american rejects'/><category term='Anti müzikal'/><category term='Dancer in the dark'/><category term='James Cameron'/><category term='komedi'/><category term='oscar jaenada'/><category term='The watercolor'/><category term='karin dreijer andersson'/><category term='aids'/><category term='drama'/><category term='nick frost'/><category term='Azuloscurocasinegro'/><category term='when I grow up'/><category term='happy go lucky'/><category term='ricchi e poveri'/><category term='Toruk macto'/><category term='Joel Moore'/><category term='sanat'/><category term='sally hawkins'/><category term='Cihat Hazardağlı'/><category term='fever ray'/><category term='shaun of the dead'/><category term='Zoe Saldana'/><category term='child abuse'/><category term='elktro-akustik'/><category term='simon pegg'/><category term='çocuk tacizi'/><category term='seksi'/><category term='Sam Worthington'/><category term='Giovanni Ribisi'/><category term='joseph gordon-levitt'/><category term='Daniel Sánchez Arévalo'/><category term='mike leigh'/><category term='Let the right one in'/><category term='lynda lemay'/><category term='un homme de 50 ans'/><category term='Suluboya'/><category term='gregg araki'/><title type='text'>train of thought</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>100</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-925457318805192379</id><published>2011-10-04T19:22:00.000+03:00</published><updated>2011-10-04T19:24:13.359+03:00</updated><title type='text'>O</title><content type='html'>Sadece yalnızlığını gidermek için birbirine muhtaç duymuş iki kişiydik.  Merhaba dediğinde ilk farkettiğim şey;  boktan bir hayatta olduğumuzu hiç unutmayacak bakışları vardı. Sırtı harikaydı, memeleri dolgun ve dik, acılarının sığmayacağı kadar küçük yüzü vardı. Aslında yataktaykende farkettiğim şeyleri vardı, hala çekingendi ve çok sigara içmesinden heralde sesi de boğuktu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zevk sigarasımıydı hatırlamıyorum ama ikimizde sigara yakmıştık, sanırım konuşmamız gerekiyordu ya da daha fazla susmamız ne bileyim... Bir an 'o'nu hatırladım, hakkında hiçbir şey bilmediğim biriyle yatakta çırılçıplak konuşmadan sigara içiyorduk. O'nu düşünmek için hiçte doğru bir zaman değildi ki zaten her zaman doğru olmayan zamanlarda aklıma düşmesiyle ünlüdür kendisi. Acaba yanımda şu an o olsaydı neler konuşurduk? Acaba o da benim gibi yalnızlığını böyle aciz bir şekilde mi gideriyordu? Acaba onu benim yapabildiğimden daha fazla mutlu yapabilen biri var mıydı? Sorular aklımdan o kadar hızlı geçiyordu ki bazı soruları kaçırıyordum. Bir an durdum ve yanımdaki kadına baktım. Bir ilginç geldi. Sana bir sır vereyim mi? Kadınlar yatakta genelde gözüme hep ilginç geliyor. Sanki hiç farkedemediğim görüntülerini görüyor gibi oluyorum, her neyse..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ben şimdi sırtımı dönücem, sarılır mısın bana'' dedim. Anlam veremez bir ifadeyle baktı yüzüme ve ''Olur.'' dedi.&lt;br /&gt;Öylece mutlu bir şekilde uyudum. &lt;br /&gt;Bilmiyordu ki; dün gece bana sarılan 'o'ydu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-925457318805192379?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/925457318805192379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/10/o.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/925457318805192379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/925457318805192379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/10/o.html' title='O'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8124830228536213722</id><published>2011-07-01T00:49:00.001+03:00</published><updated>2011-07-01T00:49:37.511+03:00</updated><title type='text'>Deneme</title><content type='html'>Seni özledim galiba.&lt;br /&gt;Özlediğim şey sen misin, hissettirdiklerin mi?&lt;br /&gt;Hem sen kimsin be?&lt;br /&gt;Kendi kendimi tamamlayamıyor muyum ki, sensiz eksik hissediyorum?&lt;br /&gt;Nasıl oluyor da kafamı bu kadar kurcalayıp, hücrelerime adını haykırtabiliyorsun?&lt;br /&gt;Diş ağrısı gibisin bazen senden başka bir şey düşünemez oluyorum. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bi tanesi demiş ki; hayat bazen oyun oynar bize; deli gibi özlettirir birilerini, sonra birde utanmadan sürecin devamında unutturur onu.&lt;br /&gt;Kim demiş diye düşündüm de belki bende demiş olabilirim kendi kendime.&lt;br /&gt;Bazen kendimi bu dünyadan değilmişim gibi hissediyorum biliyormusun?&lt;br /&gt;Belki geç doğmuşum, belki erken ne bileyim ama şuan bana uymuyor gibi.&lt;br /&gt;Her şey bir ilginç geliyor bana oysa ki insanlar bunları normal karşılıyor.&lt;br /&gt;Nasıl lan diyorum, göz göre göre kamer şakasıymışcasına x'e y diyorlar.&lt;br /&gt;Konuşasım gelmiyor artık, dinlemiyorlar ki.. Anca konuşma sırası kendilerine gelsin diye bekleyip duruyorlar.&lt;br /&gt;Hay amına koyayım, sanki konuşuyorsun da bir şey sölüyormuş gibi. &lt;br /&gt;O an duyamıyorum lan seni, ağzın kımıldıyor ve seslerde çıkıyor ama sadece bu.&lt;br /&gt;Siktir et amına koyayım diyorum ama bu da bi yere kadar.&lt;br /&gt;Görüyor musun yine konuyu dağıttım lan. Dönüp baktım da konu neydi ki onu da çözemedim.&lt;br /&gt;Yine neye isyan ettim yine neye takıldım ki bende bilmiyorum.&lt;br /&gt;Beyin fırtınasının ortasında kaldım, yine üşüttüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8124830228536213722?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8124830228536213722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/07/deneme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8124830228536213722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8124830228536213722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/07/deneme.html' title='Deneme'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5201028937313080832</id><published>2011-06-26T06:03:00.000+03:00</published><updated>2011-06-26T06:04:18.646+03:00</updated><title type='text'>Sleeps with butterflies</title><content type='html'>Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; sleeps with butterflies şarkısıyla uyanmanın tadını.&lt;br /&gt;Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; gelipte yanağımdan öptüğünde ne kadar dingin ve huzurlu hissettiğimi.&lt;br /&gt;Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; nasıl mutlu hissediyorum seni izlerken.&lt;br /&gt;Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; bir tek seninle uyandığımda yüzümün güldüğünü.&lt;br /&gt;Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; seni nasıl kıskandığımı.&lt;br /&gt;Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; sen yanımdayken hayattaki her şeyin gözüme daha güzel görünmesini.&lt;br /&gt;Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; senin o ara ara daldığın, üzgünlüğünü yansıttığın yüzünü görmenin, canımı ne kadar yaktığını.&lt;br /&gt;Anlatasım var ama anlayabilirmisin ki; ne kadar sevildiğini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5201028937313080832?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5201028937313080832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/06/sleeps-with-butterflies.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5201028937313080832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5201028937313080832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/06/sleeps-with-butterflies.html' title='Sleeps with butterflies'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7990459325019635978</id><published>2011-02-28T18:54:00.003+02:00</published><updated>2011-02-28T19:42:53.231+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>Kaybetme korkusunu içinden atamayan bi insanoğlu olarak, hümanistliği de hep bi nokta da tıkanıyordu. Hemen hemen herkesle yüzeysel arkadaşıklar kurmaktan da bıkmıştı. Zaten kimsenin de onu gerçekten tanımaya niyeti de yoktu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı şeylerin nedenini, niçinini çok kurcalıyordu ayrıca tam bir kontrol manyağıydı, herşeyi kontrol etmek isterdi ve bu yüzden olacak ki; ani şeyleri, süprizleri sevmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir boklar biliyormuş gibi görünüyordu amma ve lakin aslına bakarsanız yaptığı entelektüel görünmekten başka bir şey değildi. Basit şeyleri hep zor yollarla söylerdi okadar. Sonuçta bilen insan, harekete geçer ve gereken her neyse yapardı değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıf biriydi çabuk kırılırdı, duygusaldı ama gösteremezdi, saçma sapan konuşup dururdu, olur olmadık şeylere kafasını takar ve moralini bozardı, konuşmayı çok severdi ama morali bozuksa ve kafasına bir şey taktıysa ağzını bıçak açmazdı. Susarak anlatmak isterdi bazı şeyleri..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bilmezsiniz belki ama eskiden bu çocuk böyle değildi. Mutluydu, pozitifti, güleryüzlüydü, yardımseverdi. Zamanında bir kız arkadaşı vardı bunun, sanırım o kızı çok seviyordu, bunu en iyi anlayan insanmış yanında kendi olabiliyormuş falan sölerdi eskiden bir şeyler. Ne oldu da daha birlikte değiller gerçi orası da önemli değil ama şunu biliyorum ki; o kızdan sonra bir türlü toparlayamadı bu kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra, birine karşı yeniden bir şey hissetmeye başladı, sevebilceğine inandı işte.. Yılların vermiş olduğu bir şey olsa gerek, duygularını karşısındakine hissettiremiyordu, dokunamıyordu, öpüp-koklayamıyordu, tamamen güvenmek istiyordu, sanırım kendini koruma içgüdüsüydü bu çünkü bir kere sokunca hayatına neyi var neyi yok veriyordu ve bir daha çıkartması zor oluyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7990459325019635978?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7990459325019635978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/02/blog-post_28.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7990459325019635978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7990459325019635978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/02/blog-post_28.html' title='...'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4264270765776380475</id><published>2011-02-13T02:20:00.000+02:00</published><updated>2011-02-13T02:21:41.813+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bazen arkadaşlarım soruyor, neden bir sevgilin yok senin diye..&lt;br /&gt;Geçiştiriyorum çoğu zaman, toparlayabilceğime inanamıyorum nedenlerini.&lt;br /&gt;Bi şarkı açtım dinliyordum ve bu soru geldi aklıma birden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman geçtikçe etrafımda göremediğim masumiyet, beni insanlardan soğuturken. &lt;br /&gt;Dönüp geçmişi kurcalayasım geliyor.&lt;br /&gt;Masumca kurulan hayaller paylaştığım anları, insanları.&lt;br /&gt;Hayatın bize verebilceğinden fazlasını istediğimiz hayaller...&lt;br /&gt;Düşünüyorum da ozamanları; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir planımız yoktu, nasıl yapabilceğimize dair.&lt;br /&gt;Elimizde olanın tümü umuttu.&lt;br /&gt;Masum olmak güzeldi.&lt;br /&gt;İnsanların kayda değmeyecek sorunlarını konuşurduk&lt;br /&gt;Yaşamak için yetebilceğinden çok para, ev, iş..&lt;br /&gt;Ah, bir de gösteriş yapmaya çabalarken sorun ettikleri şeyler!&lt;br /&gt;Bize aşk, müzik ve barış yeterdi.&lt;br /&gt;Amacımız, huzurlu bir şekilde fazlasını istemeden yaşamaktı.&lt;br /&gt;Sevdiğin biriyle birlikte yaşlanabilmek, bize göre fazlasıydı ztn.&lt;br /&gt;Dünyanın neresinde olacağımızın da bi önemi yoktu.&lt;br /&gt;Nerde olursak olalım, güzel arkadaşlıklar edinebilirdik zaten. &lt;br /&gt;Çünkü biz her nolursa olsun gülümseyebilen mutlu insanlardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O benden fazlasını istemedi hiç, zaten istediğini fazlasıyla verebiliyordum.&lt;br /&gt;Tüm varlığımla o'nundum, &lt;br /&gt;Rahattı yanımda hiç kimsenin yanında olamadığı gibi.&lt;br /&gt;Yargılamadım hiçbir zaman, içinden geldiği gibi davranmasını sağlıyordum.&lt;br /&gt;Onun için düşündüğüm her şey onun iyiliği, mutluluğu içindi ve bunu hissettiriyordum.&lt;br /&gt;Tüm inancımla ona güveniyordum ve bunu hissettiriyordum.&lt;br /&gt;Gecenin bi vakti uykusunu şunları sölemek için bölüyordum; 'Seni seviyorum ve daima seveceğim'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni hala seviyorum ve daima seveceğim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4264270765776380475?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4264270765776380475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/02/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4264270765776380475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4264270765776380475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/02/blog-post.html' title='...'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-274182559323125840</id><published>2011-01-12T18:18:00.001+02:00</published><updated>2011-01-12T18:22:15.863+02:00</updated><title type='text'>Persian.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TS3VHxQQeKI/AAAAAAAAAFs/zh-pP4RpvVE/s1600/DSC_0373son.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TS3VHxQQeKI/AAAAAAAAAFs/zh-pP4RpvVE/s400/DSC_0373son.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561335444329756834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-274182559323125840?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/274182559323125840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/01/persian.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/274182559323125840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/274182559323125840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/01/persian.html' title='Persian.'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TS3VHxQQeKI/AAAAAAAAAFs/zh-pP4RpvVE/s72-c/DSC_0373son.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8522519723526846673</id><published>2011-01-03T15:29:00.003+02:00</published><updated>2011-01-03T15:35:32.868+02:00</updated><title type='text'>When you are fall, close your eyes.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TSHP2VS-BII/AAAAAAAAAFc/TZrtFcRR9no/s1600/DSC_0301aabakucuk.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 249px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TSHP2VS-BII/AAAAAAAAAFc/TZrtFcRR9no/s400/DSC_0301aabakucuk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557951947488494722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TSHP2fJNjyI/AAAAAAAAAFU/xjeJuxfF0U4/s1600/Close%2Byour%2Beyes.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TSHP2fJNjyI/AAAAAAAAAFU/xjeJuxfF0U4/s400/Close%2Byour%2Beyes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557951950131924770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8522519723526846673?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8522519723526846673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/01/close-your-eyes-when-you-are-fall.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8522519723526846673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8522519723526846673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2011/01/close-your-eyes-when-you-are-fall.html' title='When you are fall, close your eyes.'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TSHP2VS-BII/AAAAAAAAAFc/TZrtFcRR9no/s72-c/DSC_0301aabakucuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-302767287427652379</id><published>2010-12-31T14:46:00.000+02:00</published><updated>2010-12-31T14:48:59.454+02:00</updated><title type='text'>Yeah, Multiple personality.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TR3Q8ta8KRI/AAAAAAAAAFM/Hutvqn5K89I/s1600/FILE0442a%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 185px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TR3Q8ta8KRI/AAAAAAAAAFM/Hutvqn5K89I/s400/FILE0442a%2B%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556827256648378642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TR3Q8QzvDXI/AAAAAAAAAFE/tGul7n1KISw/s1600/facity3%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 271px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TR3Q8QzvDXI/AAAAAAAAAFE/tGul7n1KISw/s400/facity3%2B%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556827248967748978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-302767287427652379?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/302767287427652379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/12/yeah-multiple-personality.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/302767287427652379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/302767287427652379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/12/yeah-multiple-personality.html' title='Yeah, Multiple personality.'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TR3Q8ta8KRI/AAAAAAAAAFM/Hutvqn5K89I/s72-c/FILE0442a%2B%25281%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7817711250392240645</id><published>2010-12-27T03:09:00.005+02:00</published><updated>2010-12-27T03:17:55.896+02:00</updated><title type='text'>Facity I-II and Horns</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TRfoEBY-kJI/AAAAAAAAAEs/8RPmllHH0so/s1600/facity.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 279px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TRfoEBY-kJI/AAAAAAAAAEs/8RPmllHH0so/s400/facity.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555163821175115922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TRfoPvGTqjI/AAAAAAAAAE0/lSrc-eLajYo/s1600/facity%2BII.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 299px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TRfoPvGTqjI/AAAAAAAAAE0/lSrc-eLajYo/s400/facity%2BII.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555164022423398962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TRfoZRdOY0I/AAAAAAAAAE8/Oqlysy1puUI/s1600/FILE0410%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 252px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TRfoZRdOY0I/AAAAAAAAAE8/Oqlysy1puUI/s400/FILE0410%2B%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555164186265150274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7817711250392240645?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7817711250392240645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/12/facity-i-ii-and-horns.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7817711250392240645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7817711250392240645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/12/facity-i-ii-and-horns.html' title='Facity I-II and Horns'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TRfoEBY-kJI/AAAAAAAAAEs/8RPmllHH0so/s72-c/facity.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2950392885024593107</id><published>2010-12-10T14:48:00.002+02:00</published><updated>2010-12-10T14:52:23.715+02:00</updated><title type='text'>Ne farkı var?</title><content type='html'>Ne farkı var ki, onu sıcak tutacak binlerce liralık kıyafetler içindeki güleryüzlü çocukla, yağmurdan ıslanan üstü başıyla soğuğun iliklerine kadar işlemiş olduğu tirtir titremesinden belli olan bir diğerinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, insanın hergün boğazını düğümleyecek, gözlerini ıslatacak kadar çok insan halleri sokarken gözümün önüne.. &lt;br /&gt;Yine de umutluyum adaletten!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2950392885024593107?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2950392885024593107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/12/ne-fark-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2950392885024593107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2950392885024593107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/12/ne-fark-var.html' title='Ne farkı var?'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1782877137747910778</id><published>2010-11-21T14:42:00.002+02:00</published><updated>2010-11-21T15:36:59.898+02:00</updated><title type='text'>NLNM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TOkgXr49HKI/AAAAAAAAAEI/3MocGuPokvM/s1600/IMG_0046abx1akucuk.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TOkgXr49HKI/AAAAAAAAAEI/3MocGuPokvM/s400/IMG_0046abx1akucuk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541996407746796706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TOkUo9OXUnI/AAAAAAAAAEA/VxKfIiqzQww/s1600/DSC_2990ab.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 272px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TOkUo9OXUnI/AAAAAAAAAEA/VxKfIiqzQww/s400/DSC_2990ab.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541983510318240370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TOkUoOr2jYI/AAAAAAAAAD4/-F1uYeSIR_o/s1600/DSC_2945%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 283px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TOkUoOr2jYI/AAAAAAAAAD4/-F1uYeSIR_o/s400/DSC_2945%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541983497825455490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1782877137747910778?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1782877137747910778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/11/nlnm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1782877137747910778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1782877137747910778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/11/nlnm.html' title='NLNM'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/TOkgXr49HKI/AAAAAAAAAEI/3MocGuPokvM/s72-c/IMG_0046abx1akucuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7743239384991723326</id><published>2010-11-18T15:29:00.003+02:00</published><updated>2010-11-23T01:08:07.272+02:00</updated><title type='text'>F.ck!</title><content type='html'>Fuck, &lt;br /&gt;Fuck you, &lt;br /&gt;Fuck off, &lt;br /&gt;What the fuck, &lt;br /&gt;Shut the fuck up, &lt;br /&gt;Get the fuck out of my life, &lt;br /&gt;Why the fuck did you do that, &lt;br /&gt;Who the fuck are you, &lt;br /&gt;I don't give a fuck.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7743239384991723326?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7743239384991723326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/11/fck.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7743239384991723326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7743239384991723326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/11/fck.html' title='F.ck!'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2969152476302849497</id><published>2010-10-10T15:23:00.001+03:00</published><updated>2010-10-10T15:23:28.582+03:00</updated><title type='text'>Bazen karışır her şey birbirine</title><content type='html'>İnsansındır, bir gün bakarsın ordasın, bir gün bakarsın burdasın. Belli değildir ki nereye ait olduğun, hala çözmeye çalışırsın ama tek bir şey bilirsin ki; o da seni sağa sola götüren bir şeyler, birileri her daim vardır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsansındır, hayata bakış, insanlara bakış, kendine bakış tarzın, en önemlisi de beynin ve duyguların vardır. Bazen bakarsın göremezsin bazense bakmadan görebilirsin, bazen söylerler duyamazsın bazense sölemezler de yinede duyarsın, bazen yaparlar anlamazsın bazense yapmazlar ama anlayabilirsin, bazen anlamlar yüklersin boşuna bazense anlamları olur yükleyemezsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İnsansındır, zordur kararlar vermek hele ki kaldıysan kalbin ile aklının arasında. Sonu pusludur karşına çıkan iki yol da, öngürüsü zordur ilerisi için hangi yolu seçmenin doğru olacağı.  Böylece karışır her şey birbirine... Sonrasında kafanda bir soru daha oluşur; acaba ilerisi nedir ki onu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsansındır sonuçta, bıkmışsındır kafanda bunca şey çünkü vardır bunun gibi karma karışık eden düşünceler senelerdir. Hep doğru olanı yapma düşüncesi yıpratmıştır seni ve bırakırsın kendini, içinden geldiği gibi davranmaya düşünmemecesine, karşındakinin senin yaptıklarına vericeği tepkileri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2969152476302849497?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2969152476302849497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/10/bazen-karsr-her-sey-birbirine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2969152476302849497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2969152476302849497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/10/bazen-karsr-her-sey-birbirine.html' title='Bazen karışır her şey birbirine'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-6699911554989768520</id><published>2010-10-10T15:17:00.000+03:00</published><updated>2010-10-10T15:18:13.264+03:00</updated><title type='text'>Bazen bir içki şişesi yaşam destek ünitesi</title><content type='html'>Gece için program hazırlanır, gideceğin mekanlar bellidir. Önce bi yere uğrayacaksın biraz göründükten sonra, başka mekana geçeceksindir.&lt;br /&gt;Dolabını açarsın bu gece ne giysem diye düşünüp düşünüp durursun, çünkü yazın ortasında sıcacık bir gece seni beklemektedir. Tarz ve rahat edebilceğin bişeyler giydikten sonra dışarı çıkarsın. Arkadaşlarınla buluşup, geceyi başlatmak üzere yola koyulursun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İlk girdiğin mekan iyidir ama çok geçmeden, içselleştirememiş ve sıkılmışsındır, istersin ki bir an önce çıkıp geceyi başka bi yerde devam ettireyim. Çıkıp oradan başka bir mekana geçersin, burayı biliyorsundur ve içeri adım atar atmaz ritmi yakalamaya başlamışsındır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İçerde tanıdık simalar vardır, selamlaşırsın herbiriyle.. İçki, müzik, dans, güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, kaçamak bakışlar, göz atışlar, gülüşler sinsice.. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mekanın yabancıları, gece hayatı çok nadir olan insanlar ortamı yadırgayıp insanları analiz ederken, piyasayı bilen gözler zar atmaktadır içerde.  Güzel kadınlar cool erkekleri, erkeklerde içkinin etkisiyle gözlerinde seksileşen tüm kadınları.. Gözüne kestirdiğine gülücükler saçarak dans ederken, mekanın kuytularına çekilip biraz konuşabilme, telefon numaralarının alınıp, çıkışta ne yapıcağız düşünceleriyle geçer zaman.. Şuh bakışlar yerini yorgun gözlere bırakırken , umursamaz tavırlar seni istiyorum diye bağırır oluyor sabaha karşı..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şanslı olanlar bekarlar geceyi çorbacıda devam ettirip, sonrasında yatakda dans edeceği partneriyle tanışarak çıkmıştır mekandan. Çorbacı da kısa bi tanışma sonrası kimin evine gidileceği konusunda anlaşılır ve gece böyle tamamlanır, hiç tanımadığın bir tenin kokusuyla..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Öğlene doğru kalkarsın, yanında tanımadığın biri çırılçıplak. Kafanı kaldırırsın bakarsın, iç çamaşırları odaya dağılmış, sigara yakarsın bi'tane, düşünürsün eğer umursuyorsan hala bi'şeyleri... Amaç nedir ki, ne yapıyosundur, mutlu musundur, yoksa egonu mu tatmın edıosun, acaba bu yanımda ki kim, onunla yatmamı hakediyor mu ? vs..&lt;br /&gt;Bitirir sigaranı belki son kez sarılırsın o uyurken, bilirsin bir yabancıya da olsa sarılmak iyi gelicektir çünkü.. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Düşününce tüm yaptıklarını, geceden sabaha kadar iyisindir, belki mutluluk bile denilebilir. Sonuçta tüm bunları alkole bağlarsın ve dersin ki;&lt;br /&gt;Bazen bir içki şişesi yaşam destek ünitesi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-6699911554989768520?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/6699911554989768520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/10/bazen-bir-icki-sisesi-yasam-destek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6699911554989768520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6699911554989768520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/10/bazen-bir-icki-sisesi-yasam-destek.html' title='Bazen bir içki şişesi yaşam destek ünitesi'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-442065521593192703</id><published>2010-08-23T16:43:00.001+03:00</published><updated>2010-08-23T16:48:48.956+03:00</updated><title type='text'>New look, New man.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/THJ7oJW04qI/AAAAAAAAADg/keZxj5zgv44/s1600/IMG_0035abcd1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/THJ7oJW04qI/AAAAAAAAADg/keZxj5zgv44/s400/IMG_0035abcd1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508601223864181410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/THJ7oRnD94I/AAAAAAAAADo/aA8agtDkwXM/s1600/IMG_0046acasc-(3).jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 140px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/THJ7oRnD94I/AAAAAAAAADo/aA8agtDkwXM/s400/IMG_0046acasc-(3).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508601226079762306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-442065521593192703?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/442065521593192703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/08/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/442065521593192703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/442065521593192703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/08/blog-post.html' title='New look, New man.'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/THJ7oJW04qI/AAAAAAAAADg/keZxj5zgv44/s72-c/IMG_0035abcd1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2761856043056622790</id><published>2010-04-14T14:31:00.002+03:00</published><updated>2010-04-14T14:58:27.275+03:00</updated><title type='text'>Flört etmeyi unutmak</title><content type='html'>Az önce baktım da bugun tam 3 ay olmuş blogda yazmayalı. Aklımda hep bişileri eksik yaptığımı düşünüyordum bu süre zarfında ama blog yazmayı unuttuğumda hiç aklıma gelmemişti neyse.. Biliyorsunuzla başlayan bi cümle kurasım geldi ama nerden bilicekler lan seni düşüncesi hemen dürttü beni. hehehe swh. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır bi ilişki yaşamamış olmanın verdiği absürd bir durumun içine düştüm. Evet flört etmeyi unuttum. Uzun süren yalnızlığın ardından, geçenlerde hiç istekli olmasamda belki farklı gelir, eğlenceli olur, ne bilim kendime gelirim, geldi bahar ayları gevşesin gönlümün yayları vs. gibi düşüncelerle benden hoşlandığını düşündüğüm bir kız arkadaşla flört etmeyi kafaya koydum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktadan sonra acımasız gerçekler suratıma vurdu. İyi olduğum veya eskiden iyi olduğumu düşündüğüm bu konuda artık bir hiçtim. Bi kere eski flört teknikleri o kadar saçma salak geliyor ki onları söleyemiyorsun, sonra en son flört tekniklerini bilemiyor oluyorsun gerçi bilsen de eskilerinden bi farkı olmucağını düşünüyorsun böylece ne yapıcağını şaşırıyorsun. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktadan sonra da neden bu şekilde oldum diye bilinçaltını yoklamaya başlıyorsun. Belki zamanında sırf sayı olsun diye yaşadığın ilişkilerinin her biri senden bir şeyler alıp götürmüş oluyor, gücün kalmıyor yeni bir şeyleri yaşamaya, belki hayalin kalmıyor karşındakine sunabileceğin, belki hep 'O'nunla kıyaslıyorsun insanları, belki içindeki o inanan, inanmak isteyen sen mağlubiyeti benimsemiş oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok neden geliyor aklına ve bir şekilde, bir yandan çölde susuz kalmış birinin su isteği gibi delicesine mutlu olmak istiyorken yaklaşamıyorsun birilerine, belki de yaklaşmak istemiyorsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2761856043056622790?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2761856043056622790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/04/flort-etmeyi-unutmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2761856043056622790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2761856043056622790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/04/flort-etmeyi-unutmak.html' title='Flört etmeyi unutmak'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1552921292854360563</id><published>2010-01-14T14:39:00.005+02:00</published><updated>2010-01-14T15:22:39.225+02:00</updated><title type='text'>Paranormal Activity</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S08Z9QRyCTI/AAAAAAAAADY/NuBo5nUnhPI/s1600-h/paranormal-activity-movie-poster.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S08Z9QRyCTI/AAAAAAAAADY/NuBo5nUnhPI/s400/paranormal-activity-movie-poster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426584616137001266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan ve yöneten Oren Peli, başroller Katie Featherston ve Micah Sloat. O kadar basit ki şaşalı bişiler yok gibi filmi tanımlayacak, fakat bir o kadar da çok cümle sarfedilebilincek filmlerden. Türkiyede de vizyona çıkıcak olduğunu görünce aklıma geldi ve birkaç bir şey yazayım hakkında dedim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;2007'de çekilmiş filmi, Dreamworks satın alıyor ve iki sene boyunca bu amatör filmi tekrar mı çeksek yoksa bu halinde izlenir mi diye düşünmekten kimseye izletmemişler ta ki 2009 eylülüne kadar. Bu iki yıllık süre zarfında internet üzerinde çok fazla dönen bu film hakkındaki muhabbetlerden dolayı çok meraklandık, gerçekten iyi miydi ?. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiyede vizyon yapıcağını bilsem internetten indiripte seyretmeyeceğim filmler kategorisine girerdi. Ne yazıkki, Aralık 2009'un bir gecesi, korku filmi izlemek  izledim ve hazır o kadar konuşulmuş bu film elimdeyken izleyeyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fizikötesi şeylere hemen hemen herkez inanır. Onlar hakkında ki bilgimizde yok denecek kadar azdır. Birisi fizikötesi canlılarla ilgili bir hikaye anlattığında pür dikkat dinleriz. İçten içe hikayeye inanma veya inanmama duygusu karışır. &lt;br /&gt;Paranormal Activity olaya bu mantıkla yaklaşan bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amatör bir ruh, yine aynı şekilde çekimler fakat üst düzeyde etkilemeyi başarıyor. Bunu öyle bir yapıyor ki, izlediklerim gerçek mi yoksa film mi arada kalabiliyorsun. Kameranın açısının kullanımı, geceleri sabitlendiğinde kadrajin sağ altındaki saatin olması, görsel efektler ve türünün filmlerinden esinlenmesinin hiç göze batmaması gerçekten iyi bir film yapan faktörlerden. Tabi ki filmin olumsuz sayılabilcek yanları var fakat filmin hangi şartlarda çekildiğine bakıldığında önemsenmicek unsurlar olarak kalıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.000 dolarlık bütçeyle ve 7 günde yapıldığı söylenen bu filmin başarısı gerçekten takdire şayan, sinema sektörüne gönül vermiş gençlere herşeyin imkanlar dahilde olduğu dersini veriyor yeter ki elinde kaliteli bir şeyler olsun. &lt;br /&gt;Zaman ve paradan bağımsız iyi film yapılır mı?, Yapılsa da vizyon görecek kadar başarılı olur mu? sorularının yanıtı gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1552921292854360563?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1552921292854360563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/paranormal-activity.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1552921292854360563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1552921292854360563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/paranormal-activity.html' title='Paranormal Activity'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S08Z9QRyCTI/AAAAAAAAADY/NuBo5nUnhPI/s72-c/paranormal-activity-movie-poster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4735275807806305777</id><published>2010-01-06T23:07:00.002+02:00</published><updated>2010-01-07T00:26:08.560+02:00</updated><title type='text'>Yahşi batı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S0UNyuNXv7I/AAAAAAAAADQ/MxSCAoky7Tw/s1600-h/yahsi_bati.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 273px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S0UNyuNXv7I/AAAAAAAAADQ/MxSCAoky7Tw/s400/yahsi_bati.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423756491286364082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak'ın yaptığı senaryosunu Cem Yılmaz'ın yazdığı başrollerinde ise Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Ozan Guven, Demet Evgar'ın oynadığı filmde karakterimiz satışını yapmak istediği çizmelerin hikayesini, Osmanlı imparatorluğu dönemine kadar inerek farklı bir bakış açısıyla ve farklı bir satış yöntemiyle satmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumda pazar sabahları western filmleri izleyerek büyüdüğümden olsa gerek çok içinde Cem yılmaz'ın olduğu bir filmi ilk defa sinemaya gidip izlemek istedim. Baştan söylemek gerekirse sanatsal kaygısı olmayan bu tarz filmler arasında güldürebilen bir film, espri anlayışını her ne kadar yenileyemese de bi on sene böyle devam edebilcek kapasiteye sahip. Bu arada Türk sinemasına bir şekilde yatırım yapıp katkıda bulunması da takdir ettiğim bir yönü Cem yılmaz'ın. &lt;br /&gt;Neyse Cem Yılmaz'ı çok bile konuştum. Bu filmde konuşulması gereken bir isim var o da şerif rolündeki Zafer Algöz çünkü gerçekten iyi bir oyunculuk çıkarmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vasat bir film, Zafer Algöz ve yapılan ince esprilerin filmden çıkarılmasıyla bir hiçe dönebilceği bir film olmasına rağmen insanları ivedikleştirmeyen bir yapım olduğundan kötünün iyisi diyorum ve izlemenizi çok ta tavsiye etmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4735275807806305777?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4735275807806305777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/yahsi-bat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4735275807806305777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4735275807806305777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/yahsi-bat.html' title='Yahşi batı'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S0UNyuNXv7I/AAAAAAAAADQ/MxSCAoky7Tw/s72-c/yahsi_bati.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1839082732452691825</id><published>2010-01-04T16:28:00.002+02:00</published><updated>2010-01-04T17:05:53.017+02:00</updated><title type='text'>Law abiding citizen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S0IDyeHcbrI/AAAAAAAAADI/vWdOiVxXOBo/s1600-h/law-abiding-citizen.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S0IDyeHcbrI/AAAAAAAAADI/vWdOiVxXOBo/s400/law-abiding-citizen.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422901066920128178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;      Kurt Wimmer senaryosunu yazdığı, F. Gary Gray'in yönettiği başrollerinde Jamie Foxx ve Gerard Butler'in sahne aldığı film 2009 yapımı olmasına rağmen ülkemizdee 2010'un ilk haftasında vizyona girdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşın çok fazla övmesinden sonra izledim bu filmi. Bi çok örnek verdi şundan güzel bundan güzel falan diye. Benim için beklentinin yüksek olduğundan mıdır bilmiyorum ama tam rezaletti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızamın çok iyi olmadığı çok aşikar ama ben bu filmi izlerken ilk sahneden son sahneye kadar bütün sahneleri daha önce görmüş gibiydim. Yani; başrolümüzün karısının ve kızının öldürüldüğü sahne olan ilk sahne daha önce izlediğim bir sahneydi, başrolümüzün hapishanedeyken dediğimi zamanında yapın kurtarabilceksiniz tripleri testere serisinin mantığıyla aynı falan, filmin sonuna değinmiyorum bile bu kadar mı gereksiz saçma salak bi son olur ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta filmin sonunun çok saçma olması zaten tamamıyla daha önceden yapılmış şeyleri gördüğüm bu filme zaman ayırmamın ne kadar saçma olduğunu düşündürttü. Eğer ki filmin sonu daha güzel bitseydi bu kadar kötülemezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence boşu boşuna gidip izlemeyin paranıza yazık hele ki şu aralar avatar, soul kitchen ve vavien vizyondayken.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1839082732452691825?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1839082732452691825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/law-abiding-citizen.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1839082732452691825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1839082732452691825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/law-abiding-citizen.html' title='Law abiding citizen'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/S0IDyeHcbrI/AAAAAAAAADI/vWdOiVxXOBo/s72-c/law-abiding-citizen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3132154692618900811</id><published>2010-01-02T03:14:00.002+02:00</published><updated>2010-01-02T04:35:45.228+02:00</updated><title type='text'>Soul kitchen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/Sz6w-vEfMPI/AAAAAAAAADA/c0Mb_TQCnhM/s1600-h/soul+kitchen.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/Sz6w-vEfMPI/AAAAAAAAADA/c0Mb_TQCnhM/s400/soul+kitchen.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421965593234321650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni yilda izlemeyi izlediğim ilk filmdi ve yeni yılın bana verdiği ilk istediğim oldu bu filmi seyretmek. Gerisi de gelir yavaş yavaş umarım =)).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih akın'ı anlatmanın bi anlamı yok heralde. Senaryoyu Adam Bousdoukos ile birlikte yazdığı bu filminde Adam Bousdoukos, Moritz Bleibtreu, Birol Ünel, Demir Gökgöl, Dorka Gryllus, Pheline Roggan, Anna Bederke ve Ugur Yücel gibi oyuncular karşımıza çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filme geçersem, karakterlerin oyunculara dağıtılışı yerli yerinde olmuş, filmin soundtrackleri Fatih akının bu konudaki gelişimine kanıt gibi, konunun gidişatı çok iyti ve hiçbir sahne eğreti durmuyor. Dikkatimi çeken eksi yönünü sölemem gerekirse biraz sonunu nası bağlasam acaba olmuş. Sonuçta izlerken farklı bir Fatih akın filmi diyorsun ama tadı da güzel geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturuyorsun koltuğuna biraz keyiflendiriyor, çok az hüzünlendiriyor ve ılık rüzgar esiyor havasında keyfin yerinde, filme dalıp gidiyorsun. Film bittiğinde bile bitmesini mi istemediğimdendir nedir devam etsin biraz daha oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin içindeki küçük ayrıntılar benim çok hoşuma gitti o yüzden dikkatli seyredilmesi gereken filmler arasında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada filmin mottosu, ne filmi ne fatih akını duymamış olsan bile izlemen gereken bir film olduğunu ortaya koyar nitelikte. &lt;br /&gt;''Life is what happens to you while you are busy making other plans.'' yok artık John Lennon.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3132154692618900811?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3132154692618900811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/soul-kitchen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3132154692618900811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3132154692618900811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2010/01/soul-kitchen.html' title='Soul kitchen'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/Sz6w-vEfMPI/AAAAAAAAADA/c0Mb_TQCnhM/s72-c/soul+kitchen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8806010388597496350</id><published>2009-12-18T01:40:00.004+02:00</published><updated>2009-12-18T02:48:40.564+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neytiri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zoe Saldana'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigourney Weaver'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2154'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Toruk macto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Joel Moore'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Giovanni Ribisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Stephen Lang'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Michelle Rodriguez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='James Cameron'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sam Worthington'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avatar'/><title type='text'>Avatar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SyrQbYk_EeI/AAAAAAAAAC4/UtvMBSCuwf8/s1600-h/avatar-newstills-101-full-02-tsr.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SyrQbYk_EeI/AAAAAAAAAC4/UtvMBSCuwf8/s400/avatar-newstills-101-full-02-tsr.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416370670739067362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1889'da kameranın icat edilmesinden bu yana sinema tarihinin geldiği son noktayı gösteren mükemmel bir film. Evet etkili bir yazı girişi yapmak istedim bu filme çünkü hakediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;James Cameron'un yönettiği bu filmin reklamını duymayan kalmamıştır zaten. Sam Worthington, Zoe Saldana, Sigourney Weaver, Stephen Lang, Giovanni Ribisi, Joel Moore  ve Michelle Rodriguez gibi isimleri barındıran bu filmde, filmin üzerine çıkabilcek isimlerin oyuncu kadrosunda rol almayışı beni ayrı bir sevindirik etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi izler izlemez eve gelip bilgisayarımı açık burada hakkında bir şeyler yazma isteği uyandırdı bana. Hafızama pek güvenmediğimden yarını bekleyemezdim çünkü. James Cameron'un senaryosunu on beş sene önce yazdığını okumuştum. Evet belki on beş sene önce değilde şimdi yazılsaymış belki biraz daha geliştirebilirdi hikayeyi fakat, genel anlamda konunun gelişime açık olması ve filmde klişe adına sayabilceğimiz bir çok olayların olmasına rağmen hepsini çok güzel harmanlamış ki bu klişelerin olması gayet normal çünkü yüksek bütçe geniş kitleleri hedefler ve ne kadar geniş bir kitlenin izlemesi bekleniyorsa bir o kadar da hollywood etkisi görünmeli bu konuda. Sonuçta artık klişelerin olmadığı bir yapıt düşünemiyorum ben ve bu yüzden de önemli olan bunları güzelce harmanlayıp sunması gibi geliyor. Bu konuda da başarılı olmuş gerçekten. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç saat boyunca farklı bir dünyaya götürüyor ve oraya üç boyutla götürmesi gözlerimizi yormasına karşın çok yerinde bir karar oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film başladı oturduğum yerden iki saat sonra kalktım(Mecburi ara). Nefes alıp vermeyi bile istemsiz yapıyordum çünkü ordaydım yönetmen oraya götürmüştü beni ilk defa bu hisse kapıldım film seyrederken(Kitap okurken çok olur bu bana.) ve işte o yüzden gördüğüm en güzel masaldı. O kadar güzeldi ki film bana çok kısa geldi, hep sürsün istedim orada yaşayayım istedim çünkü bana gösterilen dünya harikaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara içerken arada (Mecburi istikamet dışarısı olduğundan) soğuk havanın daha bi soğuk olduğunu hissettim, ilk kez bu kadar soğuk hissettim içimde çünkü bunun havayla falan bi alakası yoktu üşüyen içimdi çünkü olmam gereken dünyada değildim az önce gördüğüm yerlerde olmalıydım. Bu düşüncelerle girdim filmin devamını izlemek için ve film bitti tıpkı filmde de dediği gibi masalların en kötü yanı bir süre sonra bitmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki elinden elma şekeri alınan çocuk gibi ağlamak istedim, çok kısa geldi film ama yinede suratımda gülümseme vardı hala bulutların üstündeydim, hala uçuyordum, hala bedenim turkuazdı. Filmde anlatılan hikayenin olduğu zaman 2154'tü sanırsam ki bi ara o yıl geldiğinde canlı olarak kalamıcağıma bile üzüldüm çünkü oraya gidip Na'vi ırkından olmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta eleştirilcek yanları var bu filmin de fakat bunlar göz ardı edilebiliyor (En azından ben ediyorum). Mutlaka en az bir kere ve üç boyutlu olarak izlenmesi gereken bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I see you.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8806010388597496350?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8806010388597496350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/avatar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8806010388597496350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8806010388597496350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/avatar.html' title='Avatar'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SyrQbYk_EeI/AAAAAAAAAC4/UtvMBSCuwf8/s72-c/avatar-newstills-101-full-02-tsr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7647278218045666397</id><published>2009-12-16T17:39:00.002+02:00</published><updated>2009-12-16T17:42:09.026+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kendimi kötü hissediyorum. Bugün içimde anlam veremediğim bir moral bozukluğu var. Sadece ne yapmam gerektiğini bilsem daha iyi olucam biliyorum ama ne yapmam gerektiğini bile bilmiyorum. Böyle hissetmek çok boktan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7647278218045666397?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7647278218045666397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/kendimi-kotu-hissediyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7647278218045666397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7647278218045666397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/kendimi-kotu-hissediyorum.html' title=''/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3496061316890828038</id><published>2009-12-08T15:16:00.003+02:00</published><updated>2009-12-08T16:01:51.324+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Azuloscurocasinegro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Héctor Colomé'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antonio de la Torre'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Daniel Sánchez Arévalo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Quim Gutiérrez'/><title type='text'>Azuloscurocasinegro ve Daniel Sánchez Arévalo</title><content type='html'>Daniel Sánchez Arévalo'nun senaryosunu yazıp yönettiği bu filmi tavsiye üzerine izledim. Başrollerinde Quim Gutiérrez, Marta Etura ve Antonio de la Torre oynadığı kadrosunda Eva Pallarés ve Héctor Colomé bulunduğu bu filmde bu kadar oyuncu isimi saymamın nedeni hepsinin birbirinden başarılı bir şekilde filme katkıda bulunmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana öyküyle, yan öyküleri çok iyi harmanlayabilmiş bir yapıt Azuloscurocasinegro. Birbirini tamamlayan bu yan öykülerin hiçbiri gereksiz değil ve ana öyküyü dallandırarak güçlendirmiş. Filmin en güzel yanlarından biri marjinal hayatları olağanca anlatmasıydı. Sanki ortada marjinal birşey yokmuş gibi hissettiriyor. Bir diğer artı da, ayrıntıları yakalayabilen için izlemesi çok zevkli bir film olmuş olması. Filmde müzik kullanımıda bir noktaya kadar başarılı sayılabilir ama benim dikkatle incelediğim şeylerden olduğu için bu konuda daha başarılı olabilirmiş demedim değil. Film bende sanki üçlemenin ikinci filmiymiş hissi yarattı. Bilemiyorum belkide öyledir. Yönetmeni incelediğimde bunun olma olasılığı varmış gibi geldi çünkü aşağıda yönetmen ile ilgili gözlemlerimi bahsedeceğim yazıda da görceğiniz gibi birkaç nedenim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmde bir diyalogtan daha çok bir sahne daha çok hoşuma gitti. Şöyle ki;&lt;br /&gt;''Jorge'nin kapıcılık yaptığı apartmanda oturan ve aşık olduğu kız natalie'nin gittiği yerlerden kart göndermesi ve esas oğlan Jorge'nin bu kartları odasının duvarına asıyor olması ve bunların üzerine en son gönderilen kartın üstünde 'Yatak odanda başka bir pencere' yazıyor olması çok etkileyiciydi.''.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki adam bu arevalo izlediğim ilk filmi olmuş olmasına rağmen bunu bende uyandırabildi. Filmi izledikten sonra portfolyosuna baktığımda sekiz tane filmi var bu altıncı filmi. Jorge isimine biraz takık olduğu diğer filmlerinde ki karakterlere verdiği isimlerden anlaşılıyor. Birde bütün filmlerinde benzer isimlerle çalışmış olduğu dikkatimi çekti.  Quim Gutiérrez olsun, Antonio de la Torre olsun, Héctor Colomé olsun hepsi Arevalo'nun en az iki yapımının içinde de var. Bu sebebten ötürü belli konulara takık ve bu konularda kullancağı karakterleri kafasında çoktan belirlemiş ve onlarla yoluna devam eden bir yönetmen profili oluşturdu bnm gözümde. Yakın zamanda diğer filmlerinide izleyip buna karar verebilcem ama şuan için sadece bir tahmin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3496061316890828038?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3496061316890828038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/azuloscurocasinegro-ve-daniel-sanchez.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3496061316890828038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3496061316890828038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/azuloscurocasinegro-ve-daniel-sanchez.html' title='Azuloscurocasinegro ve Daniel Sánchez Arévalo'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2727252029429959064</id><published>2009-12-08T14:39:00.002+02:00</published><updated>2009-12-08T15:14:12.507+02:00</updated><title type='text'>Traitor</title><content type='html'>Senaryosunu ve yönetmenliğini Jeffrey Nachmanoff'un yaptığı, başrollerinde Don Cheadle, Guy Pearce, Saïd Taghmaoui'İn oynadığı islam, amerika, terör üçlüsünden oluşan bir başka film traitor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film başlarda biraz durağan gitmesine rağmen yavaş yavaş içine çekmeyi başarıyor. Senaryo farklı bir bakış açısından yakalamak istemiş konuyu başarmış ta sayılmaz çünkü daha iyi olabilirmiş. Mesela film yine içten içe Usa'in ne kadar güçlü olduğunu gözümüze sokmamalı yeter artık gına geldi. Sonuçta verilmek istenen mesaj bir şekilde verebilmiş. Müslümanlara karşı tek tip bakış açısı olan amerikalı vatandaşların izlemesi gereken bir yapıt olmuş. Don cheadle bana daha iyi oynayabilirmiş gibi geldi, Guy pearce iyiydi rolün hakkını vermiş, Said taghmaoui ise farklı bir aktör gerçekten yakışıyor bu adam bu rollere mimiklerini çok iyi kullanıyor bana birini hatırlatıyor ama kimi bilmiyorum =). Filmin Soundtrack'i iyiydi özellikle Thirty years later adlı mutlaka dinlenilesi bir parçaya sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta daha güzelleşebilcek bir senaryo, daha iyi oyunculuk kadrosuyla, daha detaya inen güzel bir film olabilirmiş ama olmamış. Sıkıldığınızda izlersiniz, yani izlemek için kasmaya gerek yok :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samir karakterinin ajan roy karakteriyle yaptığı diyalog filmde en sevdiğim diyalogtu. Şöyle ki;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Samir : ''Kuran'ı Kerim der ki, masum birini öldürürsen, tüm insanlığı öldürmüş&lt;br /&gt;gibi olursun, biliyor musun?''&lt;br /&gt;Ajan Roy : ''Ayrıca, bir hayat kurtarırsan tüm insanlığı kurtarmış gibi olursun der.''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2727252029429959064?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2727252029429959064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/traitor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2727252029429959064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2727252029429959064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/12/traitor.html' title='Traitor'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1815940192124815691</id><published>2009-11-29T13:09:00.003+02:00</published><updated>2009-12-03T16:05:56.071+02:00</updated><title type='text'>Bilinenden hissedilene</title><content type='html'>Her zaman yalnız olduğumu, olduğumuzu çeşitli ortamlarda dile getirmişimdir her ne kadar bildiğim bu durumu hissetmesemde. İşte o günlerden biriydi kendimi yalnız hissediyordum. Ailemi, arkadaşlarımı, akrabalarımı, sevgililerimi düşünüp sorgulamaya başladım yine. Sonrasında sevgililerimde takılı kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşıma çıkan aşklarımı düşündüm de iyice hepsini sevmiştim, hepsini üzmüştüm, bir çoğunun zamansız geldiğini düşünmüştüm, bir çoğunu eskimeden yıprattım, bir çoğunu yetersiz bulmuştum, bir çoğuna ben yetersiz gelmiştim bir şekilde geride bırakmayı göze almıştım, göze almışlardı. İlerde birgün karşılaşabilceğim insanla tanışmak vardı kafamda ve onunla tanışıcaktım gerçek aşk oydu, istediğim herşey ondaydı çünkü. Tabi bu safça düşünceler o zamanlar bakıpta görememe, geceye baktığımda parlayan yıldızların benim için olduğunu anlayamamama nedenimdi. Acımasız, zalim olduğunu bilememiştim, toyluk zamanlarımın hesabını sorcağını tahmin etmezdim, hayatın. Nerden bilebilirdim ki akşamın bir vakti yalnız kalacağımı, ya da yanımdakilerin olması gereken insanlar olmayacağını. Eskiden de bilirdim herkes yalnız derdim ama hissetmezdim ki böyle yalnızlığımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özlüyorum çoğu zaman onsuzluğu yaşamadığım zamanları. İçim acıyor, yalnızlığın dünya üzerinde ki korkulacak olgulardan biri olduğu düşüncesi sarmalarken bedenimi  gözlerimin içinde coşmuş bir akarsu misafir gibi ağlıyorum hıçkırarak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1815940192124815691?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1815940192124815691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/bilinenden-hissedilene.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1815940192124815691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1815940192124815691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/bilinenden-hissedilene.html' title='Bilinenden hissedilene'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1681742085147405625</id><published>2009-11-16T18:24:00.003+02:00</published><updated>2009-11-16T18:33:26.960+02:00</updated><title type='text'>Why do people look like the others ?</title><content type='html'>Sanki yaşanılan her şey insanı diğer insanlarla aynı yapmaya çalışıyor gibi. Mantıklı başka bi açıklaması yok ki bu kadar birbirine benzeyen insanların bulunmasını.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1681742085147405625?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1681742085147405625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/why-do-people-look-like-others.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1681742085147405625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1681742085147405625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/why-do-people-look-like-others.html' title='Why do people look like the others ?'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8146994957979066592</id><published>2009-11-12T01:07:00.003+02:00</published><updated>2009-11-12T01:43:33.523+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='The watercolor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarp Alemdaroğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cihat Hazardağlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk sinemasının ilk dijital filmi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suluboya'/><title type='text'>The watercolor</title><content type='html'>Yönetmeni ünlü karikatürist ve illüstratör Cihat Hazardağlı olan filmde Haluk Bilginer, Cansel Elçin, Asu Emre, Altan Erkekli, Ahmet Gülhan, Tamer Karadağlı, Bedri Koraman, Fergan Mirkelam, Metin Uca, Tuba Ünsal, Ayşenur Yazıcı, Selçuk Yöntem gibi Türk sineması ve tiyatrosundan tanıdığımız bir çok ünlü var. Galasına tam bir tesadüf eseri katıldığım film, Türk sinema tarihi açısından çok önemli bir film olarak gördüm. Bu şekilde damgalamazsam haksızlık etmiş sayılırım. Üzerinde üç sene uğraşılmış olan bu film, Türk sinemasının ilk dijital filmi olarak tarihe adını şimdiden yazdırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resime yeteneği olan küçük yaştaki bir çocuk olan Marconun, babası tarafından sokak sanatçılarıyla tanıştırılıp, sokak sanatçılarından bir olan genç kız(Lorella)dan resim dersleri almaya başlamasıyla başlayan hikaye daha sonra Marconun Lorellaya aşık olması üzerine hayata dair küçük yaşta öğrendiği şeyleri anlatarak devam ediyor. İçinde küçük hikayeler barından film senaryo olarak iyiydi. Kurguda başarılıydı. Filmin müziklerini Fazıl Say yapmış genel anlamda müziklerde çok hoşuma gitti sadece Metin Uca'nın enstrüman çaldığı sahnedeki müzik kulak tırmalayıcıydı o kadar. Filmin dilinin ingilizce yerine türkçe olması daha iyi olabilirmiş gibi geldi bana. Bu arada unutmadan söylemek gerekir ki Marco rolünü oynayan Sarp Alemdaroğlu yaşına rağmen oyunculuk konusunda yetenekli olduğunu gösteriyor ve bence ayrı bir alkış hakediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmi, Türk sinemasını kalitesiz işler yaptığı gerekçesiyle hor gören benim gibi sinemasever arkadaşların kesinlikle görmesi gerekli diye düşünüyorum. Çünkü bizden birilerininde güzel şeyler yapabildiğini görmek mutlu edici bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galaya dair birşeyler söylemem gerekirse Tuğba ünsal'la tanışma fırsatım oldu gerçekten çok güzel, zarif, şıktı ve yasaklanmış olanın büyüsü kadar çekici. Teknik arıza sebebiyle iki kez filmin duraklaması ise hiç hoş değildi. Ne olursa olsun Cihat Hazardağlı ve ekibini tebrik ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8146994957979066592?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8146994957979066592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/watercolor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8146994957979066592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8146994957979066592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/watercolor.html' title='The watercolor'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3393233715816582984</id><published>2009-11-05T16:16:00.002+02:00</published><updated>2009-11-05T16:44:39.147+02:00</updated><title type='text'>Armağan mı, lanet mi ?</title><content type='html'>Acaba zamanın ötesini görebilme yetisine sahip miydi diye düşündü belki de öyle olmak istediğindendi. Aklına bir şeyleri bulmuş insanlar geldi acaba onlar biliyorlar mıydı diğerlerinden fazla olduklarını?. Alışılmışın dışına nasıl çıkmışlardı, allah vergisi miydi yoksa geliştirilebilen bir özellik miydi ki, dine bağlı insanlar mıydı gerçekten, sorumlulukları varmıydı acaba, çok mu özgürdüler yoksa kısıtlanmaları mı etkilemişti onları?.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklına bu tarz düşüncelerin gelmesi bunları sorgulamasının sebebini düşündü sonra. Kendisi de bilmiyordu bu düşüncelerin aklına nerden geldiğini ve aslında bu da onun için ayrı bir cevaplanması gereken belirsizlikti. Tahminler yürütürdü sadece ve bu sefer bu tarz soruların aklına gelmesinin sebebini kısıtlandığını düşünmesine, kendini aşma isteğinin bulunmasına, farklı olmaktan bağımsız olmasına, alışılan şeylerin doğru olduğu fikrine bağlı olmamasına vs. bağlıyordu. O an aklına insanın kendini ne kadar az tanıyabildiği düşüncesi gelmişti ve bu düşüncenin doğru oluşu onu gerçekten sinirlendiriyordu çünkü kendini o kadar çok tanımaya çalışıyordu ki gün geçtikçe kendini daha iyi tanıyacağı yerde, daha az tanıdığını düşünmek bir başarısızlık hissettiriyordu. Böyle olduğunda kendinde sorunu arayıp bir çok kez psikoloğuyla konuşmak zorunda hissetmişti kendini. Yapamadığını bildiği tek şey düşünmeyi durdurmaktı. Aklına bu geldi ve yine düşündü ''Acaba her daim düşünüyor olmam da bana verilmiş bir armağan mıydı yoksa lanet miydi acaba?''.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3393233715816582984?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3393233715816582984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/armagan-m-lanet-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3393233715816582984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3393233715816582984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/11/armagan-m-lanet-mi.html' title='Armağan mı, lanet mi ?'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5453784419975989905</id><published>2009-10-22T16:28:00.005+03:00</published><updated>2009-10-22T18:38:49.322+03:00</updated><title type='text'>İç geçirme</title><content type='html'>Evden çıkıp az önce görüşüp birkaç bir şey içmek için buluşcağı arkadaşının yanına gidicekti. Yapması gereken evden çıkıp metroya kadar yürüyüp taksime gitmekti. Evden çıkmadan önce dolabındaki kotlarına baktı bir türlü karar veremedi hangisini giyeceğini en sonunda çıkardı birtanesini ve giydi. Üzerine giyeceği tshirt için onlarca tshirt arasındanda birine karar verdi ve onuda giydi. Daha sonra hangi ayakkabıyı giyceğine karar verip ona göre kemer seçti. Evden çıkmadan deri ceketinide sırtına geçirmişti. Dışarı çıktığında hava yağmurluydu ve buz gibi bir hava vardı. Ceketin fermuarını iyice kapatıp, kapşonunuda kafasından geçirdi ve daha sonra Marlborosundan bir dal çıkartıp dudaklarının arasına yerleştirdi ve derin bir nefes çekerek yaktı sigarasını. Biliyordu ki metroya kadar yürüyecek ve bu esnadada sigarasını içmek için fazladan zaman harcamayacaktı. Yürürken sağına soluna bakıyordu ve insanları, bakışlarını, dış görünüşlerini inceliyordu. Bir çoğunuda beğenmiyordu. Bu düşüncelerle metroya yaklaşmıştı, sigarası da bitmişti o ara gözü yol kenarındaki kaldırımda kartonların üzerinde yatan adama gözü ilişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Yürümeye devam ediyordu ama gözü adamdaydı. İki büklüm olmuş üzerine üç beş tane kirli battaniye almış, saçı sakalı birbirine girmiş ellili altmışlı yaşlarında bir adamdı bu. Aklına acaba neden bu halde diye bir soru geldi çünkü o soğukta ve yağmurda insanlar koşar adımlarla biryerlere giderlerken o adam orada soğuk taşları hissetmemek için altına aldığı birkaç karton ve üzerindeki battaniyeyle ısınmaya çalışıyordu ve kendince birkaç şey uydurdu. Yüzü düşmüştü bu düşüncelerle birlikte, öyle bir iç geçirdi ki aldığı nefesin soguğunu ciğerlerinde hissetti aldırış etmemecesine bunu bir kez daha iç geçirdi. Tam anlamıyla içi burkulmuştu. Daha sonra metroya bindi ve kafasından atmaya çalıştı o adamı düşünmeyi çünkü bunu daha önce yaptığını hatırladı evet o adam hep oradaydı demekki öncedende düşünmemişim şimdi neden düşüneyim dedi fakat başaramadı aklından çıkaramıyordu. En son ne zaman çok fazla üşüdüğünü düşündü, en son ne zaman çok fazla acıktığını düşündü, en son ne zaman banyo yapamadığı olmuştu ki veya kafasına taktığı o büyük(!) sorunlarını düşündü vs. gözleri dolmuştu, kendini zor tutuyordu. Metroda o kadar kişinin içinde olmasaydı göz yaşlarını bırakıcak ve hüngür hüngür ağlıyacaktı. Elinden birşey gelmiyordu da o yüzden tek yaptığı içinden sisteme küfürler etmekti o an. Metro taksime varmıştı bi an herkesin indiğini görünce anladı ve kalktı yerinden. Sersemlemişti o dakikalar her şey boş geliyordu sallana sallana yürüyor ve kendine kızıyordu nasılda hep yanından umursamazca geçtiğini düşünüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Metrodan çıkarken daha metroya girmeden bir sigara içmiş olmasına rağmen yine yaktı bir sigara ve merdivenlerden çıktığında arkadaşını gördü. Selamlaşıp hal hatır sorduktan sonra arkadaşının yapmış olduğu esprilere buruk bir gülümsemeyle karşılık vermeye başladı ve yürümeye başladılar istiklale doğru.. Her adımda daha çok kalabalığın içine karıştı ve daha çabuk uzaklaştı o adamdan, daha çabuk uyum sağladı topluma(!!)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5453784419975989905?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5453784419975989905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ic-gecirme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5453784419975989905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5453784419975989905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ic-gecirme.html' title='İç geçirme'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8276827886109563460</id><published>2009-10-21T18:10:00.002+03:00</published><updated>2009-10-21T19:00:39.674+03:00</updated><title type='text'>Everything Is Illuminated</title><content type='html'>Liev schreiber'in yönettiği, Jonathan safran foer'in nobel ödüllü kitabından uyarlama olan filmde Elijah Wood ve Eugene Hutz (Gogol bordello grubundan hatırlayın.) oynuyor. Film genel anlamda müziğiyle, kadrajıyla, diyaloglarıyla veya Kusturica esintileri içermesiyle de çok hoşuma gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Biz bu filmi daha önceden de gördük diyebilirsiniz izledikten sonra ama yahudi insanının nasılda vahşetle öldürüldüğü üzerine dönen bir film değil. İçinde komediyi de dramı da içeren bir yol hikayesi gibi. Gibisi fazla öyle(!), değilse de ben dedim oldu yani(swh). Yahudi ve koleksiyoncu bir gencin savaş öncesi dedesinin yaşadığı yer olan ukraynaya gidip yaşadığı toprakları görme isteği anlatılıyor. Bu genel konunun içinde ukraynaya gittiğinde ona tercümanlık yapıcak olan bir genç ve onun dedesininde dahil olduğu bir konu daha var. Doğu avrupa kültürü ve yaşamıyla ilgili gözlemler, ukraynalı gencin amerikan özentisi olması ve bundan kaynaklanan  salakça soruları falan çok komikti. Birde madalyonun öteki yüzünde savaş bitti mi diye soran kadıncağızın olduğu izlenmeye değer bir film. Ukraynanın ne güzel ovaları varmış yahu dedirten film.  Geçmişin herzmn bizimle oldugunu, tersyüz edilmiş şekilde bırakıldığını ve geçmişin herşeyi açığa kavuşturucağını sölüyor film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         İzlemesi en zevkli sahnesi ayçiçek tarlalarının içindeki o küçük klübemsi evin görüntülendiği sahneydi. O sahnenin müziği Paul cantelon'a ait Sunflowers. İzlenmeye değer bulduğum bu filmi olur da birgün izlerseniz, olur da bu yazıyı tekrar okursanız işte o zaman anlıcaksınız bu sonu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8276827886109563460?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8276827886109563460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/everything-is-illuminated.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8276827886109563460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8276827886109563460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/everything-is-illuminated.html' title='Everything Is Illuminated'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3921312890870620478</id><published>2009-10-20T15:52:00.002+03:00</published><updated>2009-10-20T16:38:02.796+03:00</updated><title type='text'>The United States of Leland</title><content type='html'>Ryan gosling, Don cheadle ve Kevin spacey gibi oyunculuk konusunda gerçekten iyi isimlerin ayrıca Michelle williams, Jena malone, Chris klein ve Lena olin'in oynadığı bu bağımsız amerikan filminin yönetmeni ve senaryosu Matthew ryan hoge'a ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Film genç bir çocuğun yanlışı, doğruyu, aşkı, anneyi, babayı, kendini, acıyı, sevinci sorgulamasını anlatıyor. Bu sorgulamanın nedeni ise bardağın dolu tarafını değilde daha çok boş tarafını görmesi. Filmin düşündürmek istediği şeyler belli noktalarda konunun üzerine çıkıyor. Çok fazla karakter olmasına rağmen kurgulama çok hoşuma gitti, filmin müzikleride güzeldi. Konu olarak çok alakası olmasada bana donnie darkoyu hatırlattı filmin yapısı. Ryan gosling'in müthiş bir performansı vardı yine. Küçük bir kaç enstantaneden bahsedeyim, Michelle williams filmde Eatin soup adlı bir parçayı seslendirmiş ve bu filminde anakarakterinin sevgilisi olan Jena malone, Donnie darkodada aynı roldeydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Bağımsız sinemanın izleyici üzerinde bıraktığı etkiyi sevmemden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum. Filmden kaptığım güzel bir sözü paylaşarak bitireyim; &lt;br /&gt;''You have to believe that life is more than the sum of its parts''.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3921312890870620478?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3921312890870620478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/united-states-of-leland.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3921312890870620478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3921312890870620478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/united-states-of-leland.html' title='The United States of Leland'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1084670005147736670</id><published>2009-10-20T13:09:00.003+03:00</published><updated>2009-10-20T13:41:13.133+03:00</updated><title type='text'>Oku, araştır, sorgula ve farkında ol</title><content type='html'>Son zamanlarda üzerinde yazmak istediğim şeylerden biri cahillik. Baştan söyleyeyim cahillik derken imkansızlıktan okuyamamış, köylü milleti falan da değil, her türlü imkana sahip cahiller. Faceboook'da dolanan videolardaki insanlar, salakça ve cahilce yorum yapanlar, esra ve ceyda kardeşler gibi veya uçtuğunu iddaa eden insanlara tepki verenler vs beni çok güldürüyor çünkü bir şekilde tepki gösterenlerinde onlara benzediğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar, okumayı söktükten sonra kitap okumayanlar, tv karşısından kalkmayanlar, bir insanın yakışıklı veya güzel olmasını çok umursayanlar, sadece futbolla yatıp futbolla kalkanlar, sevgilisi tarafından özgürlüğünün kısıtlanmasını sevgiyle açıklayanlar, hayatında roman alıp okumadığını utanmadan söyleyebilenler, milliyetçi olanlar, o videoyu paylaşmayanların türk veya müslüman olmadığını savunanlar, solcu olup tikky takılanlar, atatürkünde insan olduğunu unutanlar, atatürk'e insan diyeni atatürk düşmanı ilan edenler, oy verdiği partiye neden oy verdiğini bilmeyenlar, recep ivedik gibi filmlere gişe rekoru kırdıranlar, entel kelimesini hakaret olarak kullananlar vs. işte bu insanların bence artık dalga geçmemeleri gerekiyor çünkü gülünç bir durum oluşuyor. İçimden diyorum ki lan o dalga geçtiğin insanlar sen ve senin gibileri karikatürize eden bi tip ne dalga geçiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Modern, çağdaş türk gencinin(!) çuvaldızı kendine bi batırması gerekiyor. Farkında olmalı, okumalı, araştırmalı, sorgulamalı ve bırakmalı artık cahilliği.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1084670005147736670?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1084670005147736670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/oku-arastr-sorgula-ve-farknda-ol.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1084670005147736670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1084670005147736670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/oku-arastr-sorgula-ve-farknda-ol.html' title='Oku, araştır, sorgula ve farkında ol'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4568395582344155937</id><published>2009-10-18T21:19:00.003+03:00</published><updated>2009-10-18T21:24:55.472+03:00</updated><title type='text'>Aynı olmak</title><content type='html'>O kadar çok aynı olunca, ne bekliyorlar sanki sonuçta ortak nokta kalmıcak tabi ki. Sonra yok anam biz birbirimize çok benziyorduk, yok bacım biz ruh eşiydik falan filan. Hadi lan ordan o kadar aynısınız ki sıkılıyorsunuz. O sana seni, sen ona onu hatırlatıyorsun ve kendinizden kaçıyorsunuz. Yalansa yalan de.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4568395582344155937?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4568395582344155937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ayn-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4568395582344155937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4568395582344155937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ayn-olmak.html' title='Aynı olmak'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1176289773627793469</id><published>2009-10-18T19:08:00.001+03:00</published><updated>2009-10-18T19:08:50.982+03:00</updated><title type='text'>Bazı gerçeklerin toplamı</title><content type='html'>Herşeyi kontrol etmeye ve herkesi mutlu etmeye çalışıyorum. Bunlar beni bazen çok feci daraltıyor çünkü ister istemez yapıyorum bunu. Mesela eskiden bir caddenin ortasında yürürken bakardım sağıma, oradan geçen insanlara ve sonra solumdan geçenleri göremiyorum diye düşünüp uyuz olurdum, kontrol edemezdim kaçırdıklarımı. Sırf birileri istiyor diye muhabbet ediyorum, vakit geçiriyorum ama düşününce bunları, istediğimdende yapmıyorum sanki yapmış olmasam kalbi kırılcak gibi hissediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kendimi tanıyamıyorum niye bilmiyorum ama bazen böyle hissediyorum. Mesela şu an saçmaladığımı düşünüyorum ama bunu düşünme sebebim içimde ki bu değişik duyguları tam olarak aktaramayışım. Diyorum ki kendi kendime keşke biri olsa da, bana beni anlatabilse. Depresiflikle alakası olmayan bu düşüncelerimin nedeni bakış açımın, objektifliğimin ve kendime doğru soruları sormamın yetersiz olması beni böyle düşündürüyor gibi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen aklıma bir yabancı sızmış gibi hissediyorum ve ben orada değilim de dışarısında neler olduğunu izliyor gibiyim düşünmeyi durduramıyorum, bırakamıyorum. Ve kontrol edemiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1176289773627793469?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1176289773627793469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/baz-gerceklerin-toplam_18.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1176289773627793469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1176289773627793469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/baz-gerceklerin-toplam_18.html' title='Bazı gerçeklerin toplamı'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2266146633704155607</id><published>2009-10-16T19:37:00.003+03:00</published><updated>2009-10-16T19:45:16.877+03:00</updated><title type='text'>İki çift lafım var</title><content type='html'>1* Dikkat ettimde aklımda birşeyler varken  insanların söylediklerinin, yaşadıklarımın falan çok fazla bi anlamı yok bende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2* Ölmeden önce yaşanması gerekn 1001 şey olmuş olsaydı çoğunu yaşamış olurdum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2266146633704155607?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2266146633704155607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/iki-cift-lafm-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2266146633704155607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2266146633704155607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/iki-cift-lafm-var.html' title='İki çift lafım var'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7646324341554213280</id><published>2009-10-15T18:44:00.002+03:00</published><updated>2009-10-15T19:07:32.849+03:00</updated><title type='text'>Ex love, I'm so sorry</title><content type='html'>İnsanlar çoğu zaman kararlar verir ve bu kararlar insanın hayatını etkiler. Bazı kararları verdiğinde bunların hayatını çok fazla etkilemediğini düşünürsün ama aslında onlar bile çok etkiler. Bir yandan da sayıca çok fazla olmayan ve açıkça görülen kararlar verirsin hayatının kalan kısımını değiştirir. &lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;       Benim şuana kadar yaşadığım bir çok şey arasında hayatımı etkileyecek ve etkilemiş olan kararların sayısı üç tanedir. Bu üç kararımın şuan için iki tanesi yanlıştı. Bazen çok geniş düşünemiyorum heralde diyorum bunları hatırladığımda. Çocukluk yaptığımı düşündürüyor bana belkide hala çocuğum bilemiyorum. Sonuçta yanlış verilmiş kararlarım şuanımı etkiliyor ve doğru olanı tercih etmiş olsaydım şuan daha güzel olurdu hayatım. '' Yaptığın şeyler hayatını daha iyi yaptı mı ? '' bu soruyu daha önceki kayıtlarımda yazmış ve kendi kendime hiç sanmıyorum diye cevaplamışken aradan geçen yedi aydan sonra cevabım şuan hiç sanmıyorum gibi yuvarlak bir cevap değilde, kesin hatları olan bir cevap; hayır oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Aşşağıdaki şarkıyı dinliyorum bir kaç gündür ve sanki 'o' bana sitem ediyor gibi geliyor. Sözler o kadar 'o'nunmuş gibi ki utanıyorum şarkıyı dinlerken. Söyleyecek bir şeyim olmaması içimi parçalıyor çünkü verdiğim karar yanlıştı çünkü verdiğim karar sadece benim hayatımı değil onunkinide etkiledi ve ben bu egoistligi yapmış olmaktan utanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Seni karanlıkta tek başına bıraktığım için, &lt;br /&gt;       Kendimi bir sahtekar durumuna soktuğum için, &lt;br /&gt;       Açıklama yapıcak bir şeyim olmadığı için,&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;       Hiçbir şeyin aynı olmayacağını düşündüğüm için,&lt;br /&gt;       Aşkımızın yeniden canlanmıcağını düşündüğüm için,&lt;br /&gt;       Pişmanlıklarımdan bahsettiğim için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bir daha asla ruhunu okşuyamıcağım için,&lt;br /&gt;       Bir daha asla kalbinin derinliklerine inemiceğim için,&lt;br /&gt;       Sana yalan bile söyleyemiceğim için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Artık çok geç olduğu için,&lt;br /&gt;       Bana kızıp, benden nefret ettiğin için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Çok özür dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="width:465px;"&gt;&lt;embed src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=565952" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" scale="noScale" width="100%" height="355" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="background:#000000; padding:7px 0px  7px 7px;"&gt;&lt;span style="color:#CCCCCC; font-family:Tahoma; font-size:12px"&gt;İlgili aramalar: &lt;a style="color:#FF9900; font-family:Tahoma; font-size:12px" href="http://www.izlesene.com/video/muzik-muzik----esra-kahraman-exlove/565952" target="_blank" title="müzik -  esra kahraman exlove"&gt;müzik -  esra kahraman exlove&lt;/a&gt; - &amp;nbsp;&lt;a style="color:#FF9900;text-decoration:underline"  href="http://search.izlesene.com/?vse=esra" target="_blank" title="esra"&gt;esra&lt;/a&gt; - &amp;nbsp;&lt;a style="color:#FF9900;text-decoration:underline"  href="http://search.izlesene.com/?vse=kahraman" target="_blank" title="kahraman"&gt;kahraman&lt;/a&gt; - &amp;nbsp;&lt;a style="color:#FF9900;text-decoration:underline"  href="http://search.izlesene.com/?vse=exlove" target="_blank" title="exlove"&gt;exlove&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7646324341554213280?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7646324341554213280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ex-love-im-so-sorry.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7646324341554213280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7646324341554213280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ex-love-im-so-sorry.html' title='Ex love, I&apos;m so sorry'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1624615376759326525</id><published>2009-10-15T00:00:00.002+03:00</published><updated>2009-10-15T00:10:45.262+03:00</updated><title type='text'>Ostrov / Island</title><content type='html'>Winner of the grand prize for best short film at the cannes film festival, Ostrov/Island (1973) from Fyodor Khitruk. I liked this short film. It's about capitalism. Director says to us everything within 9.30 minutes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7044905&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7044905&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/7044905"&gt;Fyodor Khitruk - Ostrov (island)&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user1962035"&gt;thelepermessiah&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1624615376759326525?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1624615376759326525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ostrov-island.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1624615376759326525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1624615376759326525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/ostrov-island.html' title='Ostrov / Island'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4415515046881552763</id><published>2009-10-11T16:41:00.002+03:00</published><updated>2009-10-11T17:23:30.384+03:00</updated><title type='text'>Entre les murs</title><content type='html'>Laurent cantet'nin yönettiği, François bégaudeau hem yazıp hem başrol oynadığı, cannes film festivalinde altın palmiye ödülünü almış bir film. Parisin banliyölerinden birinde geçiyor film ve daha çok göçmen çocuklarının okuduğu bir okulun, bir sınıfının dönemi boyunca yaşananlarını sade ve yalın bir şekilde izleyiciye aktarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Film genel konu itibariyle başarısız bi okulun, başarısız bir sınıfının başarısız öğrencileri başarılı olmaya çalışan bir öğretmen tarafından eğitilmeye çalışmasından bahsediyor ve biz bu senaryolara çok rastladık. Fakat bu film bana türlerinden daha farklı geldi ki; sadece bana değil cannes jürisinede öyle gelmiş ki altın palmiyeye layık görülmüş ve bence hak etmişte. Diğer yandan hollywood'un klişelerinede (örneğin; kahraman öğretmen sınıfa dersleri sevdirir. ) biraz giydirmiş gibi geldi bana. Filmde müzik kullanılmamış bu çok dikkatimi çekti değişik geldi gelmesine ama bir yandanda gerçek hayattada müzik olmadığını düşününce bu da gerçeklik katmış dedim kendi kendime. Filmde bir başka ilgimi çeken şey ise başrol françois'in gerçekte de öğretmen oluşu ve hikayeyi onun yazmış olmasıyla filmin neden bu kadar gerçekçi olduğunu çok fazla düşünmüyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Bilemiyorum bana mı denk geliyor yoksa kafa yapımdan mı kaynaklanıyor ama bu filmde de sistem eleştirisi bolca mevcut. Örneğin; fransa entegrasyonunu eleştiriyor, eğitim sistemini eleştiriyor, idealin gerçekle örtüşmemesi eleştiriliyor, öğretmen-öğrenci ayrımı eleştiriliyor ve burada simgeselleşmeler var gibi otorite-toplum gibi vs. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Hayat gibi bir film olması sebebiyle izlenmeli kategorisine giren filmlerden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4415515046881552763?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4415515046881552763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/entre-les-murs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4415515046881552763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4415515046881552763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/entre-les-murs.html' title='Entre les murs'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1215153132931611569</id><published>2009-10-09T15:37:00.003+03:00</published><updated>2009-10-09T16:45:52.495+03:00</updated><title type='text'>Karmaşa</title><content type='html'>Ben kimdim ki sanki sadece düşler aleminde gezinen bir piçtim, ilk şarabımı onun elinden içtim de sonra sürtük oldu kalbim. Etraftaki yüzler, yapmacık gülüşler, bir anlık düşler bomboş her şey ne farkeder yinede bir umutla sarıldım kendime ama nafile baslarım vurdu tizlerime. Kimleri altıma yol yaptığımı düşdündüm de iki biraya köle olan özgür kızlardan iğrendim yine. Hemen orada istedim ki yazılsın adım ama mezarım nerde. &lt;br /&gt;Medet umdum ama kıydılar kalbime, bir hiç oldum gerçeklikte. Salaktım ve bende içtim, bende sildim tek kalemde her şeyi. Değerdi insan uğruna ölmek ama bir hiçti artık çünkü aşk sadece loş ışıkta seks yapmaktı artık aşk için ağıt yakmamalıydı. Her kafadan çıkan ayrı ayrı sesler beynimi fena siktiler. Çektiğim acılar tahmin edilmezdi arada kalmışlık ve kaçarak yaşamak da takatimi bitirdi. Mutluluk, ağza çalınan bal gibiydi, kokusu bile yok şimdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1215153132931611569?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1215153132931611569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/karmasa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1215153132931611569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1215153132931611569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/karmasa.html' title='Karmaşa'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5596524054253183092</id><published>2009-10-05T15:53:00.005+03:00</published><updated>2009-10-05T17:10:13.321+03:00</updated><title type='text'>O an sen oradaydın.</title><content type='html'>Cumartesi akşamıydı, sıkılmıştım yine kendimden birden telefonum titremeye başladı. Arayan bir arkadaştı ve dedi ki hadi çık taksimde buluşalım. Hiçbir şey yapasım yoktu ama istiklal caddesinde yürümek bile iyi hissettirebiliyordu o yüzden gitmeye karar verdim. Metroya bindim, metronun gidiş yönüne ters şekilde oturdum ve insanların neler yaptığını izlemeye başladım camın yansımasından. Herbiri farklı, herkes farklıydı. Bir çocuk çaktırmadan burnunu karıştırdı ve burnundan çıkanı oturduğu yerin altına sürdü, diğer tarafta bir kız vardı cildine son rötüşleri yapıyordu, bir amca vardı alnı terlemişti emekçinin alın teri işte diye geçirdim içimden ve biri daha vardı kendini benimseyememişti daha yansımalarını hep farklı bir insan sanıyordu işte o da bendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Metrodan inip  meydana çıkana kadar kaç adım atmak gerekiyor sayıyordum ki yine aklım sağa sola gitti unuttum kaçta kaldığımı. Işık görününce elimi cebime attım sigara içeyim diye oysa ki daha metroya binmeden önce içmiştim neyse zaten kutunun içindede sigara kalmamıştı. Metrodan çıktım burgerın karşısındaki büfeye doğru gidip bir paket kırmızı marlboro aldım herzamanki gibi. Sonra yürümeye başladım istiklale doğru, paketin ambalajını açarken sağa sola bakınıyordum sonra kapağı açıp bir sigara çıkarttım ve dudaklarımın değilde dişlerimin arasında sıkıştırdım filtreyi. Sigara paketini arka cebime koydum -bunu bir an önce sigarayı yakmak istediğimde yaparım- ve çakmağı çakıp derin nefes çekerek yaktım sigaramı ve dumanı verirken gözlerim hafif sağa kaydı ve işte &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;o an sen ordaydın&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Ne yapıcağımı şaşırdığım çok durum olmuştur ama bu onlardan biri değildi. İki-üç metre yanından geçtim elimle çenemi kaşır gibi yapmıştım görsen bile tanıma diye gerçi artık dazlak olduğumdan tanıman da zordu ya neyse, garantiye alayım dedim çünkü biliyorum ki benden daha duygusalsın, biliyorum ki senin sevgin benimkine göre daha fazlaydı, biliyorum ki gözgöze gelsek kalbim beni zorlar ve belki de ayrılma isteğimin tamamıyla doğru olduğunu kendime bile söyleyemeyişimdi orada beni görmemeni isteme sebebim. İşte böyle geçtim, gittim yanından ama on metre kadar ilerleyebildim çünkü öyle özlemiştim ki, seni görmek istiyordum biraz daha uzaktan hasret gidermek, seni hissetmek çünkü senden sonra öyle yalnız hissettim ki kendimi, hep bir şeyler eksik kaldı eğlencelerimde. Bilirsin gözlerim ve burnum küçük, dudaklarım ve kaşlarımda kısa bunlara rağmen yüzüm uzun olduğundan çok boşluk var ya suratımda işte o boşluklar hep hüzün dolu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Döndüm caddenin karşısında durdum seni izlemeye başladım. Öyle güzel görünüyordun ki, deri ceketin, elbisen, ayakkabıların, saçların ve gülüşün harikaydın her zamanki gibi. Gözlüğün yoktu sadece bu görebildiğim tek değişiklikti sendeki. Ah birde beni görseydin ne düşünürdün acaba belkide tanıyamıcağın kadar çok değiştim.  Birini bekliyordunuz, yanında abin ve arkadaşın vardı. Ben seni hep güldüğünde yüzümü güldüren, ağladığında içimi kanatan masum biri olarak gördüm ya ondan olsa gerek caddenin karşısında seni izlerken ağlamsır gözlerle, güldüğünü gördüm de yüzüm güldü nasıl da özlemişim bunu. Moralim bozukken yanında kendim olabildiğim, herşeyimi anlatabildiğim, en az beni benim onu sevdiğim kadar sevdiğine inandığım, beni mutlu etmeye çalışan biri. Bunlar geçiyordu ki aklımdan gözlerim doldu, doldu ve yanaklarımı ıslattı gözyaşlarım. Fazla sürmesini istediğimden midir bilmiyorum, çok az sürdü gibi geldi bana o an ve arkadaşınız geldi. Görünmeden takip edicektim amacım daha fazla görebilmekti seni. Arkanızdan geliyordum çok yakın olmuştuk bi an dönüp baksan belkide görücektin o yüzden yan tarafa doğru gitmeye çalıştım ama kafamı çevirdiğimde bir dahada göremedim seni ve ilk kez istiklalin o kalabalığına lanet ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bir boku beceremediğim için özür dilemek istedim senden beni affetmeni, ilişkimizin içine ettiğim için özür dilemek istedim, seni üzdüğüm için özür dilemek istedim, sana ihtiyacım olduğundan özür dilemek istedim &lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ve sonra yine kendimi daha çok düşündüğüm için nefret ettim kendimden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5596524054253183092?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5596524054253183092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/o-sen-oradaydn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5596524054253183092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5596524054253183092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/o-sen-oradaydn.html' title='O an sen oradaydın.'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1250293266634859096</id><published>2009-10-02T17:46:00.004+03:00</published><updated>2009-10-02T18:48:51.954+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anti müzikal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dancer in the dark'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='drama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Björk'/><title type='text'>Dancer in the dark</title><content type='html'>Lars von trier, Breaking the waves ve Idioterne'den tanıdığımız ender yönetmenlerden ve bence seyircinin duygularınla en rahat oynayabilen yönetmenlerden. Film bir müzikal, drama karışımı. Belkide anti-müzikal demeliyiz(?). Başrolde Björk'ü görüyoruz fakat bir çok ünlü oyuncuda çıkıyor filmde karşımıza Peter Stormare, Catherine Deneuve, David Morse, Udo Kier gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Film gerçekten izlediğim en iyi girişe sahip filmler listem olsa ilk sıralarda yeri garanti olurdu. Trier çekmiş olmak için çekmemiş bu filmi, sinemaya katkıda bulunma amacını güdmüş öyle ki kalıpları zorlamış mesela öyle bir etki veriyor ki hikaye kameranın olduğu yerde değilde, kamera hikayenin olduğu yerde veya dijital video kaydından 35mm'ye aktarma söz konusu ya da tripod'un ne olduğu unutturulmuş bununlada sınırlı değil ki doğal ışık kullanması. Bunların hiçbirini eminim ki ilk Trier denememiştir ama cesur ve farklı bir anlatımla sunması bu filmi izlemeseydim bir şeyler kaçırırmışım dedirtti bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Björk sever bi insan değilim (birkaç parçası hariç) ama bu filmde karakterine çok yakışmış bir björk görüyoruz gülüşü, dil çıkarışı, dans edişi, şarkı söleyişi insanı gülümsetiyor. Ortaya koyduğu karakter, benim üzüldüğüm sahnelerde bile gülümsüyordu ve bu saçma gibi geliyor ilk başta ama sonradan anlışılıyor ki karakterin ruh hali; kabullenmiş, umutsuz, sakin karışımı birşey ve bu daha da çok etkiliyor insanı. Mesela Jeff soruyor tren yolu üzerinde '' Göremiyorsun değil mi'' diye Selma ise ''Görecek ne var ki'' diyor ve sonrasında ''I have seen it all'' parçasıyla birlikte yine dans etmeye başlıyor selma ve insanın içine oturuyor birşeyler ve o an yapılması gereken tek şeyin ağlamak olduğunu düşündürüyor. Filmde en çok dikkatimi çeken boyun kırılma sahnesindeki efektin gördüğüm en başarılısı olmasıydı. &lt;br /&gt;Yukarıda anti-müzikal demeliyiz belkide demiştim. Sebebi ise Selma'nın müzikaller için içinde hiç kötülük barındırmıyor demesiydi.&lt;br /&gt;Film öyle ki Requiem for dream, Elephant man veya No man's land gibi (şimdi aklıma sadece bunlar geldi) insanı filmin etkisinde bırakan yapıtlardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Eğer sizde benim gibi pozitivizm akımı ile sonlanmamış filmlerden hoşlanıyorsanız kesin izlemeli diyeceğiniz filmler arasında olmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1250293266634859096?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1250293266634859096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/dancer-in-dark.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1250293266634859096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1250293266634859096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/10/dancer-in-dark.html' title='Dancer in the dark'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4352662238206912858</id><published>2009-09-30T16:12:00.003+03:00</published><updated>2009-09-30T16:58:13.332+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk tacizi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aids'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='child abuse'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='joseph gordon-levitt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mysterious skin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gregg araki'/><title type='text'>Mysterious skin</title><content type='html'>Gregg Araki'in yönettiği, senaryosu Scott Heim'in aynı adlı romanından uyarlama bir film. Başrolleri Joseph Gordon-Levitt(Neil karakteri) ve Brady Corbet (Brain karakteri)  paylaşmışlar. Joseph mükemmel bir oyunculuk ortaya koymuş zira filmin etkisi mi yoksa oyunculuktan mı diye anlayamadığım bir şekilde çok gerçekçi oynadığını düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Gregg araki'nin çizgisini ve çocuk tacizi konusuna yaklaşımını bilmeyen kalmamıştır işte burdanda yola çıkarak filmin konusu iki gencin hayat hikayesi. Brain başından geçenleri hatırlayamıyor, Neil ise yaşadıklarının herbir saniyesini bile hatırlıyor. Brain hatırlayamadığı 5 saatin peşine düşüyor, Neil ise kasabanın rentboy'u haline geliyor. İki gencinde hayatlarını çok derinlemesine etkileyen olayları hiç bir yönlendirme yapmadan izleyicisine sunmuş yönetmen. Bana bir çocuk için babanın ne kadar önemli olduğunu hissettirti. Bana aids'in gerçekten ne olduğunu gösterdi(Aidsli adamın ruh hali.). İlginç karakterler göstermiş bize mesela; Kamyoncu tipli homofobik gayler, uyuşturucu almadan sevişemeyenler, karşısındakini fahişe olarak görenler diğer yandan sadece dokunulmaya hasret kalan aidsli tipler vardır ki insanı baya etkiler.&lt;br /&gt;Bu arada joseph'in de mükemmele yakın performansı insanı ayrı bir etkiler. Bir 5 dolar hikayesi vardır ki filmin sonunda oradaki performansı çok çok etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Film ''child abuse'' hakkında olduğundan mıdır bilemiyorum ama bittiğinde sölenecek o kadar çok şeyim olmasına rağmen hiçbir şey bulamadım. Balyoz etkisi işte. Önyargıları kaldırıp izlemeli filmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmdeki favori sahnem ise son sahnenin son sözleriydi neilin söylediği;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''and as we sat there listening to the carolers, i wanted to tell brian it was over now and everything would be okay.&lt;br /&gt;but that was a lie, plus, i couldn't speak anyway.&lt;br /&gt;i wish there was some way for us to go back and undo the past. but there wasn't.&lt;br /&gt;there was nothing we could do. so i just stayed silent and trying to telepathically communicate... how sorry i was about what had happened.&lt;br /&gt;and i thought of all the grief and sadness... and fucked up suffering in the world... and it made me want to escape. i wished with all my heart|that we could just...leave this world behind.&lt;br /&gt;rise like two "angels" in the night and magically... disappear.''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4352662238206912858?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4352662238206912858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/mysterious-skin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4352662238206912858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4352662238206912858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/mysterious-skin.html' title='Mysterious skin'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7911932513110595912</id><published>2009-09-30T04:12:00.002+03:00</published><updated>2009-09-30T04:26:10.994+03:00</updated><title type='text'>Değil ki zorunlu</title><content type='html'>Balık tutmaya çalışan insanlar gibi tasvir edersem kendimi, son senelerde tutmaya çalıştığım bir şey olmadı. &lt;br /&gt;Oltamın misinasına takmadım çengelleri çünkü hissetmiyorum artık zorunlulukmuş gibi, herhangi bir tanesine takılması gerektiği balığın. Uzanıyorum sahilde, yalandan tutuyorum elimde oltayı ve sadece içimden gelenleri dinliyorum aramıyorum hiçbir şeyi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7911932513110595912?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7911932513110595912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/degil-ki-zorunlu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7911932513110595912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7911932513110595912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/degil-ki-zorunlu.html' title='Değil ki zorunlu'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3698262877839867425</id><published>2009-09-30T03:36:00.000+03:00</published><updated>2009-09-30T03:37:20.534+03:00</updated><title type='text'>!!</title><content type='html'>Kimse dinlemiyor ki, sadece herkes kendi konuşma sırasını bekliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3698262877839867425?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3698262877839867425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3698262877839867425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3698262877839867425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/blog-post.html' title='!!'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3401247317479533836</id><published>2009-09-28T14:49:00.005+03:00</published><updated>2009-09-28T15:09:08.592+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sara perche ti amo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the all american rejects'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Move along'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ricchi e poveri'/><title type='text'>Sara perche ti amo and Move along</title><content type='html'>Bir gün arabam olurda, uzun bir yola çıkmış olursam ve yola çıktığım o gün güzel bir yaz günüyse.. İşte o gün o arabada tercih ediceğim iki şarkı var&lt;br /&gt;1-Ricchi e poveri-Sara perche ti amo ve&lt;br /&gt;2-The all-american rejects-Move along çalıcak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3401247317479533836?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3401247317479533836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/sara-perche-ti-amo-and-move-along.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3401247317479533836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3401247317479533836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/sara-perche-ti-amo-and-move-along.html' title='Sara perche ti amo and Move along'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7495850752995347356</id><published>2009-09-27T14:59:00.002+03:00</published><updated>2009-09-27T15:08:22.406+03:00</updated><title type='text'>Struggling</title><content type='html'>Bu kısa filmin adı ''Accro'' ve 3 öğrenci tarafından yapılmış. Marie Opron, Léonard Cohen and David Martin. Çokta güzel olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="420" height="339"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x809zk" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x809zk" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/swf/x809zk"&gt;Accro&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/MarLeoDav"&gt;MarLeoDav&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7495850752995347356?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7495850752995347356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/struggling.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7495850752995347356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7495850752995347356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/struggling.html' title='Struggling'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2302410193553571244</id><published>2009-09-25T18:57:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:10:45.799+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Let the right one in'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tomas alfredson'/><title type='text'>Let The Right One In</title><content type='html'>Tomas Alfredson - Yönetmen&lt;br /&gt;John Ajvide Lindqvist - Yazar, Senarist&lt;br /&gt;Lina Leandersson - Vampir kız&lt;br /&gt;Kåre Hedebrant - esas oğlan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Filmin hakkında bahsedilmeye değer dört kişi var ve yukardaki isimler bunlar. Tuhaf bir film let the right one in çünkü konusu öyle bilindik gibi ki senelerdir izlediğimiz vampir filmleri gibi ama bir o kadarda onlardan çok ayrı. Mükemmelliğini ayrıntılarda yakalayan sanat adına yapılmış bir film. Konunun işlenişi, her bir sahnenin kadrajlanışı, sonunun insanı aptallaştırması, film o donuk havada ilerleyişi, içinde minik minik bir sürü alt hikayelerin oluşu, bu hikayelerden arta kalan soru işaretleri (severim seyirciye açıklanmayan bir şeyler bırakılışını), büyük ihtimalle klasiklere girecek bir tarzı oluşu, vahşetin bağıra bağıra gösterilmediğinde daha dramatik oluşu (hannibal'da yapıldığı gibi), bana the shining tadı verişi falan herşeyiyle çok sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Bir çok dalda ödüller alan bu film sanırsam ki istanbul film festivalinede gelmişti. Sadece sanatseverlere tavsiye edilmesi gereken filmler vardır çünkü o filmler sanat adına yapılmıştır ve mükemmel filmlerdir onlar. İşte bu filmde onlardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine çok beğendiğim bir sözü aktarıyorum filmden; &lt;br /&gt;“To Flee is to Live. To Linger, Death.”.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2302410193553571244?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2302410193553571244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/let-right-one-in.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2302410193553571244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2302410193553571244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/let-right-one-in.html' title='Let The Right One In'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4568938028061749462</id><published>2009-09-19T17:37:00.000+03:00</published><updated>2009-09-19T17:39:34.243+03:00</updated><title type='text'>kings of convenience-boat behind</title><content type='html'>Declaration of dependence albümlerinin ilk single'ını beğenmiştim çok. Evet klibinide beğendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object id="flashObj" width="400" height="346" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9/10032373001?isVid=1&amp;publisherID=1612833736" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=40335396001&amp;linkBaseURL=http%3A%2F%2Fvideo.aol.com%2Faolvideo%2FAOL+Music%2Fboat-behind%2F40335396001&amp;playerID=10032373001&amp;domain=embed&amp;" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9/10032373001?isVid=1&amp;publisherID=1612833736" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=40335396001&amp;linkBaseURL=http%3A%2F%2Fvideo.aol.com%2Faolvideo%2FAOL+Music%2Fboat-behind%2F40335396001&amp;playerID=10032373001&amp;domain=embed&amp;" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="400" height="346" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4568938028061749462?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4568938028061749462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kings-of-convenience-boat-behind.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4568938028061749462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4568938028061749462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kings-of-convenience-boat-behind.html' title='kings of convenience-boat behind'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-887907117352472893</id><published>2009-09-17T16:03:00.002+03:00</published><updated>2009-09-17T17:12:44.087+03:00</updated><title type='text'>''Before Sunrise'' and ''Before Sunset''</title><content type='html'>Biri 1995 bir diğeri ise 2004 yapımı Richard linklater filmlerinin senaryosuda yazara ait. Başrollerini Ethan hawke ve Julie delpy'nin paylaştığı her iki filmde bol diyaloglu olmakla birlikte izleyeninin karakterlerde bolca kendini görebilceği gerçekçi bir masal gibi. Karakterler öyle diyaloglar içine giriyor ki sanki senaryo yok ortada ve doğaçlama yapıyor gibiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Konulara gelirsek Before Sunrise, Amerikadan avrupaya gelmiş gencin (Jesse) tesadüfi olarak trende bir avrupalı kızla (celine) tanışıp bir günü beraber geçirmelerini anlatıyor. Before Sunset ise, bir önceki filmde yaşadıklarını roman haline getiren jesse bu sayede tekrar görebildiği celine ile bir kaç saati yine bir takım şeyleri sorgulayarak ama bu sefer daha bir günümüzde yapıyorlar çünkü 9 sene sonrasındalar tanıştıkları günden sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bu iki film hakkında okadar çok şey sölemek istiyorum ki aslında bu bana nereden başlıcağımı şaşırtıyor. &lt;br /&gt;Beni çok fazla etkileyen ender filmlerden olmasının sebebi jesse'nin bi takım şeyleri sorgularken hep gerçekçi olması bana beni gösteriyor, celine'nin okula geç kalırken dallardan düşen yapraklara veya gölgelere bakmasının ve bunun ona hoş gelmesinin kendimdeki küçük detaylara önem verişimi gösteriyor bana, daydream delusion'ın okunduğu sahne ve come here çalarken bakışların kaçırıldığı birbirlerini öpmek isterken çekinmeleri çekinge ile samimiyeti bir arada göstermesi hatırlattı beni bana, iki karakterinde bu kadar çok konuşması yine bana kendi gevezeliğimi hatırlatıyor, ilk filmde trene binmeden önce celin orada ki sahnede ''Siktir et görüşmeme kararımızı ben görüşmek istiyorum'' diyor jesse ve sonrasında celine de ''Evet. Bende istiyorum'', ''Peki neden daha önce söylemedin'' diyor jesse sonrasında celine ise ''Senden bekledim'' diyor işte buda benim herşeyi karşımdakinden bekleyişimi hatırlatıyor, iki filmi izledikten sonra anladığımız o yaşanan tek günü romanlaştırmış olan jesse'nin hayatta benim hep istediğim ve son dört senedir yapmaya çalıştığım şeyi düşündürüyor, ve sonra kitap sayesinde celine'in jesse'yi bulması bana acaba yazabilirsem beni bulabilir mi diye düşündürüyor ve tam manasıyla bu filmler benim hayatımın filmleri mi diye düşnüyorum ve bilinçaltım bana kesinlikle diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam filminde celine'in bak böyle böyle güzel hayatım var modunda takılmasından sonra araba sahnesinde içini döküşü, biraz önce seviştiklerini hatırlamadığını söylüyor olsa bile araba sahnesinde iki kere yaptıklarını söylerken jesseye salak olduğunu söylüyor bunu unutabilceğini düşündüğü için, aradan geçen dokuz senenin ne kadar keşkelerle dolu oluşu, mutsuz oluşları, depresyonda oluşları, aşık oluşları ama birbirlerine okadar acıklı geliyor ki. Karakterler birbirlerine nasıl ümit bağlamışlar bu nası bir aşk ki burası da acaip güzel.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;          Herşeyin ötesinde bunu görmek için bile izlenir; &lt;br /&gt;"Baby you're gonna miss that plane"&lt;br /&gt;"i know"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          O kadar zevk aldım ki izlerken filmleri düşündüm ki mutlu olmak basit bir şeydi ve şimdide filmler hakkında birşeyler yazarken o sahneleri düşünüp, bir yandanda amy macdonald'ın this is the life şarkısını tekrar tekrar dinleyip yine diyebilirim ki mutlu olmak basit bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Şimdiye kadar çekilmiş dünyanın en sade, en öz, en diyalektik aşk filmi.&lt;br /&gt;İzlenmeli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-887907117352472893?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/887907117352472893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/before-sunrise-and-before-sunset.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/887907117352472893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/887907117352472893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/before-sunrise-and-before-sunset.html' title='&apos;&apos;Before Sunrise&apos;&apos; and &apos;&apos;Before Sunset&apos;&apos;'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8876295242327478126</id><published>2009-09-16T00:44:00.004+03:00</published><updated>2009-09-16T01:02:08.583+03:00</updated><title type='text'>Kaçmadan mutlu oldum</title><content type='html'>Kaçıp gitmeyi düşündüğümde daha onyedimdeydim. Toplumdan, olmamı istedikleri insandan, boşyere aldığım eğitimden, tek düze bakış acısına sahip sığ insanlardan kaçmak istedim.&lt;br /&gt;Doğru bildigim şeylerin yanlış olabilceğini düşünebilmek için, hayata bakış açım bir pencerenin çerçevesiyken, bir dağın zirvesine çıkıp dünyaya bakmak için, doğal güzelliği bulmak için, insanların görünüşüne aldanmamak için, özümü aramak için, mutsuzluktan kurtulmak için, özgür olbilmek için, hayatı yakalayabilmek için, özleme duygusuna sahip olmak için, boşa harcadığım zamanların telafisi için&lt;br /&gt;ve en önemlisi mutlu olmak için kaçmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Kaçamadım, gidemedim ama öğrendim ki kaçmak çözüm değilmiş çünkü kalarak çözdüm sorunlarımı. Mutluluk için dışarıya bakmaya, uzak yerlere gitmeye gerek yokmuş. Dönüp geçmişe baktığımda tatlı bi tebessüm ettim kendime ve dedim ki ''Kaçıp gitmek kendinle yüzleşmekten korkanlara, mutluluksa kendinle yüzleşebilenlere.''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8876295242327478126?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8876295242327478126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kacmadan-mutlu-oldum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8876295242327478126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8876295242327478126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kacmadan-mutlu-oldum.html' title='Kaçmadan mutlu oldum'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5052207722068182971</id><published>2009-09-15T17:21:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:12:01.321+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='noviembre'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oscar jaenada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='achero manas'/><title type='text'>Noviembre</title><content type='html'>Yönetmeni Achero Mañas olan 2003 yapımı filmde başrolde Óscar Jaenada var. Bu ara çok mu denk geliyor bilmiyorum ama bir diğer sistem eleştirisi yapan bir filmle daha karşılaşıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Sistemin kokuşmuş yanlarının sanata olan etkisinden rahatsız olup tiyatro okulunu birakıp kendi bağımsız tiyatro topluluğunu kurmaya çalışan gençlerin var başına gelenleri konu alan film, gerçek bir hikayeye dayanmayan kurgusal bir çalışma. Film içersinde karakterlerin bilmem kaç sene sonra geçmişle ilgili yorumlarını yapmaları filme ayrı bir hava katmış ve karakterlerin yaşlılık halleride çok benzediğinden gerçek bir hikaye anlatıyor gibiydi film ama anlatmıyor gibi de neden çünkü 2030larda falan yapılmış olmalı fılm ki bu gençliklerini anlatan yaşlılar bu hale gelebilsinler. Burada bence yönetmen zamanının hiçbir öneminin olmadığını herzaman bu şekilde olacağını söylemek istemiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Film çok güzel geldi izlerken bana bir çok sahnede bir çok şey kattı tıpkı iletişimin ne demek olduğu, konuşurken nasıl sevişildiği, inandığın şeylerin üzerine gitmekle ne olursa olsun kazandığını, sokakların anlamını, ne kadar asi bir genç de olsan hayatta en çok sevceğin şeylerden birinin çocuğunu izlemek olcağı, çocukluğunda ve aile yaşamında gördüklerinin ileri de yaşayacaklarını çok etkilediğini vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Filmde en son sahne en çok hoşuma giden sahne oldu. Ama lucia karakterinin yaşlı halinin söylediği söz ''&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dünyayı değiştirmek istemiştik. Ama perişanca yenildik.Şimdiyse, değişmemek için ben dünyaya direniyorum.&lt;/span&gt;'' mideye oturuyor, kafaya balyoz etkisi yaratıyor, şevkini kırıyor insanın... İnsanı yaptıklarınla ve yapmak istediklerinle başbaşa bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SANAT, İÇİNDE GELECEĞİ BARINDIRAN BİR SİLAHTIR&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5052207722068182971?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5052207722068182971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/noviembre.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5052207722068182971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5052207722068182971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/noviembre.html' title='Noviembre'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3997521033026426124</id><published>2009-09-13T15:30:00.004+03:00</published><updated>2009-09-14T18:08:15.191+03:00</updated><title type='text'>The truman show</title><content type='html'>Yönetmeni Peter wier'a, senaryosu Andrew niccol'a ait olan filmde başrol Jim carrey ile Ed harris mükemmel işler yapmışlar. Filmi özet geçmek gerekirse, Truman'ın her bir hareketinin takip edildiği sanal bi dünyada yaşadıklarının 24 saat boyunca 5000 kamerayla tüm dünyaya hizmet üzere yayınlanması ile ilgili konu tam bir sistem eleştirisi yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Kader, irade, yönetim, özgürlük ve kendini sorgulama alanlarında felsefi bakış açısına sahip senaryo alıp götürüyor insanı düşünceler alemine bir yandanda keyifli bir film izletiyor düşündürürken (Bu kısıma birazdan değinicem). Tam bir sistem eleştirisi olan bu filmde iyi yöneticilerin herbir truman için istediği güvenilir bir ortam sağladığı ve bunun için trumanların özgürlüklerini kısıtladığı, trumanlara deniz korkusu verip istediği gibi siyasi sonuçlar almayı sağlayan yöneticileri düşündürtmesi, 30 yıl kesintisiz giden yayına teknik arıza var özür dileriz demesinin demokrasilerde yaşanan özgürlüklerin kaldırılmasını hatırlattığı vs.. güzel dokundurmalar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Diğer yandan bakarsak sistemi eleştirirken bile klasik hollywood tarzına ayak uyduruyor ve eleştiri yaparken çözüm üretemeyip her zaman ki gibi çözümü aşık olmaya bağlıyor. Her ne kadar özgürlükten yoksun, yalanlar içinde yaşayıp bütün anılarımız yalanda olsa aşık olup herşeyi yoluna sokabilirmişiz. Tabi bunların yanında bide herşeyin mutlu sonla biteceği fikrine sokmasıda ayrı bir konu olabilir. Peh peh peh diyesim geldi filmin bu kısımlarını izlerken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jim carrey'in oyunculuk adına yardırdığı bu filmde sadece belli karakterin insanı olmadığını göstermiştir. İzleyin bu filmi zevk alıcaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3997521033026426124?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3997521033026426124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/truman-show.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3997521033026426124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3997521033026426124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/truman-show.html' title='The truman show'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8217900841557228280</id><published>2009-09-11T18:38:00.002+03:00</published><updated>2009-09-11T19:33:58.858+03:00</updated><title type='text'>Kill bill volume one and two</title><content type='html'>Tarantinom tuttu bugün ve kill bill serisini ard arda'da seyretmek istiyordum ne zamandır da. Açtım, izledim, daha çok beğendim. 3.5 - 4 saat süren film zevkinden sonrada bir şeyler yazayım hakkında dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle keşke tarantinonun ısrar ettiği gibi tek parça halinde çıkaymış film vizyona.&lt;br /&gt;Yapımcılar demiş ki izlenmez, daha az kar oranı olur falan.. Tarantino yapar da izlenmez mi ama bu filmler için oyuncular iki filme çıktığında ekstra para talep etmişler iyide etmişler :). Her iki film içinde başrolde Uma thurman olmak üzere Lucy Liu, Michael Madsen, David Carradine, Daryl Hannah ve bir ara Samuel Jacksonda görunuyor :). Filmleri arasında bi bardak su iççek kadar ara verip izledim desem yalan olucak tabikide sigara içme arasıda verdim bir kaç kez neyse sölemek istediğim bence yardırmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Tarantinonun Reservoir Dogs, Pulp Fiction, Jackie Brown'dan sonra ki filmi/filmleri olan bu film/filmler tamamen Tarantinonun tarzını ortaya koyuyor. Konuyu işleyiş biçimi, sahnelerin birbiriyle bağlantısını çok iyi kurması (Nasıl bağlıcak lan bunu dediğimiz sahneler), David Carradine'e önemli bir rol verişi, kadın ayaklarına olan özel ilgisi, vahşeti ve  seks unsurlarını kullanışı, eski filmlere gönderme yapışı( snake charmer bu fılmde bill'in lakabıdır. Reservoir Dogs'a göndermedir.) , müzik seçiminin ve bunu sahnelere uygulayışının mükemmelliğiyle sonuçta herşeyiyle çok güzel bi film yapmıştır Tarantino. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Bir katil olan Kiddo, bir gün bebeğinin olucağını anlar ve hayatı değişir. Bundan sonra başından geçenleri benim burda yazdığım kadar kısa anlatmıcaktır Tarantino.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Favori repliğim volume one için; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the bride:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;as i said before..&lt;br /&gt;i've allowed you to keep your wicked live for two reasons.&lt;br /&gt;and the second reason is, so you can tell him, in person&lt;br /&gt;everything that happened to you tonight. i want him to witness&lt;br /&gt;the extend of my mercy by witnessing your deformed body.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"i want you to tell him all the information you've just told me.&lt;br /&gt;i want him to know what i know.&lt;br /&gt;i want him to know what i want him to know.&lt;br /&gt;and i want them all to know, "they'll all soon be as dead as oren"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Favori repliğim volume two için de ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the bride:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Looked dead, didn't I? Well, I wasn't. Actually, Bill's last bullet put me in a coma, a coma I was to lie in for four years. When I woke up, I went on what the movie advertisements referred to as a roaring rampage of revenge. I roared and I rampaged and I got bloody satisfaction. I've killed a hell of a lot of people to get to this point. But I have only one more. The last one, the one I'm driving to right now. The only one left. And when I arrive at my destination, I am gonna kill Bill&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8217900841557228280?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8217900841557228280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kill-bill-volume-one-and-two.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8217900841557228280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8217900841557228280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kill-bill-volume-one-and-two.html' title='Kill bill volume one and two'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3591705051654930728</id><published>2009-09-09T18:41:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:14:17.040+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eddie marsan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='happy go lucky'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mike leigh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sally hawkins'/><title type='text'>Happy-Go-Lucky</title><content type='html'>Kaygısız; geleceği, olacağı, şuyu buyu takmayan sahıp olduklarıyla yetinen ve keyfine bakan anlamına geliyor kelime anlamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Mike leigh tarzını sevdiğim, güzel filmlere imza atmış ( Life is sweet, Secrets &amp; Lies, Vera drake, Naked vs..) güzide ingiliz yönetmenlerden olduğundan son filmini izlememek ayıp olurdu ve ayıp etmedim izledim tabiki ve beğendimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sally Hawkins ve Eddie Marsan'ın başrolleri paylaştığını düşündüğüm film, Sally'nin ortaya koyduğu müthiş performansla müthiş bir karakter çalışması olmuş. Biri tamamıyla optimist bir insan bir diğeri ise tamamıyla pesimist ve sistem karşıtı bir insan. Fell-good movie tarzında olsada bu film, filmin derinliği olmadığı yada üstünde düşünülmemesi gerekilen bir film olduğu anlamına gelmiyor ve kesinlikle beni en çok etkiliyen yanı buydu filmin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Mutluluğu sorgulayan bu film, iki farklı karakterle kendi mutluluk tanımını yapıyor bize. Çocukluğundan beri sisteme karşı, asi bir karakter scott mutsuzdur. Bir diğer yanda ise, poppy ise görüp görebileceğiniz en mutlu insandır belki de. Ama mutluluk nedir ?, Nasıl elde edilir ?, Nasıl sürekli hale getirilir ? vs.. Yönetmen filmde scott karakteriyle bunu çok iyi gösteriyor. Asi olma, sisteme karşı gelme sadece sisteme ayak uydur ve sonrasında mutluluğun formülünü öğren; ''Fazla düşünme, başın ağrır. ''. Filmin asıl vermek istediği buydu heralde ya da ben öyle olmasını istedim bilemiyorum.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;       Bu filmde favori sahnem ise flamenko kursunda hocanın flamenkoyu anlattığı sahne; &lt;br /&gt;'' Remember that this dance comes from the pain, from the suffering of los gitanos... erm... what you say, "the gypsies". i know this word not politically correct, but these guys, they been squashed down by society for centuries, centuries, and they say, "we don't need this! we got pride!! we got dignity. we got heart. we got flamenco… they say, "this... my space. " my space. my space. my space. everybody... do this. one, two. my space. and again. my space! ''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3591705051654930728?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3591705051654930728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/happy-go-lucky.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3591705051654930728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3591705051654930728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/happy-go-lucky.html' title='Happy-Go-Lucky'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-699102920418313886</id><published>2009-09-09T14:43:00.002+03:00</published><updated>2009-09-09T14:46:08.637+03:00</updated><title type='text'>999</title><content type='html'>Tılsımlı günlerden bir gün daha.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-699102920418313886?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/699102920418313886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/999.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/699102920418313886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/699102920418313886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/999.html' title='999'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1622275342824843320</id><published>2009-09-07T06:33:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:12:58.360+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seksi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tutku'/><title type='text'>Kadınlar harika yaratıklar</title><content type='html'>Az önce düşünüyordumda kadınlar erkeklerden çok çok daha mükemmeller. En basit örneği bile düşünürken bunu anlayabiliyor insan.&lt;br /&gt;Örneğin; yayılmış koltuğa nefes alıp verirken bir kadın, gögüslerinin yavaşça yükselip daha sonrasında yavaşca alçalması mükemmel bir seksilik açıklaması gibi.Ah şu kadınlar harika yaratıklar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1622275342824843320?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1622275342824843320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kadnlar-harika-yaratklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1622275342824843320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1622275342824843320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kadnlar-harika-yaratklar.html' title='Kadınlar harika yaratıklar'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3780468435652240995</id><published>2009-09-05T17:01:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:16:03.185+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komedi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edgar wright'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='simon pegg'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='shaun of the dead'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nick frost'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hot fuzz'/><title type='text'>''Shaun of the Dead'' and ''Hot Fuzz''</title><content type='html'>Edgar wright yapımı olan bu filmleri uzun zamandır yazmak istiyordum. Tekrar izledim az önce hot fuzz'ı ve unutmadan hemen yazayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Shaun of the dead'i ilk izlediğimde gülmekten karın kası yapmıştım nerdeyse. İngilizlerin mizah anlayışını takdirle karşılama ve çok beğenme nedenim.&lt;br /&gt;Simon pegg, hem senaryo yazarı hem de başrol oyuncusu ve mükemmel bir oyunculuk sergilemiş bence. Nick frost ise( Ata demirel'in ingiliz hali gibi hissettiriyor bu adam bana ) simon pegg'in mükemmel oyunculuğuna aynı şekilde yanıt vermiş ve mükemmel ikili oluşturmuşlar. Film bir çok klişeyle dalga geçiyor klasik zombi filmleriylede.&lt;br /&gt;Zombili romantik-komedi diyebileceğimiz bu film, ingiliz aksanı ve olaylara bakış açısının komikliği ile hoş bir seyir zevki veriyor öyle ki tekrar tekrar izlenilcek filmler arasında. Çok ince mükemmel espriler barındırıyor film ama benim hall of fame'ime giricek olan şudur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ed: i'm sorry, shaun.&lt;br /&gt;shaun: it's ok.&lt;br /&gt;ed: no, i'm *sorry*, shaun.&lt;br /&gt;shaun: what?.. (osuruğun kokusunu alır) oh, god, that's rotten!&lt;br /&gt;ed: i'll stop doing it when you stop laughing!&lt;br /&gt;shaun: i am not laughing! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Hot fuzz içinse söleyebilceğim şey müthiş bir edgar wright ve simon pegg işbirliği daha. Bu sefer en çok ti'ye alınan şey, ingilizlerin klasik polisiyelerinde tasvir etmeyi çok sevdikleri kusursuz taşra kasabası ve burada yaşayanlar insanların mükemmeliği. İngilizlerin daha bi hoşlandığı film olmuştur büyük ihtimalle. Öte yandan polisiyeye dair çok film seyredenler bu filmi sevicektir çünkü okadar sağlam dalga geçiliyor ki daha önce izlediğiniz filmler gözünüzün önüne geliyor ve bu benim için bu filmi shaun of the dead'den daha komik bulmama neden olmuştur. Bu arada Peter jackson'ın noel baba kılığındayken simon pegg'i elinden bıçakladığı, Cate blanchett'in ise yine simon pegg'in eski sevgilisi rolünde oynadığı ancak adli tıp kıyafetleri içindeyken sadece gözleri ve sesinden tanınabildiği filmdir. Bu filmde favori sahnem şudur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Michael?&lt;br /&gt;*Michael? Are you there?&lt;br /&gt;*Michael? Is everything okay?&lt;br /&gt;-Yarp.&lt;br /&gt;*Sergeant Angel's been taken care of?&lt;br /&gt;-Yarp.&lt;br /&gt;*He's not gonna get back up again?&lt;br /&gt;-Narp!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıldığınız zamanlarda izlemek için çok iyi seçenekler olucaktır bu filmler. Eğlendiricektir tavsiye ederim iki filmide.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3780468435652240995?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3780468435652240995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/shaun-of-dead-and-hot-fuzz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3780468435652240995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3780468435652240995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/shaun-of-dead-and-hot-fuzz.html' title='&apos;&apos;Shaun of the Dead&apos;&apos; and &apos;&apos;Hot Fuzz&apos;&apos;'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4695784576197899081</id><published>2009-09-01T16:42:00.002+03:00</published><updated>2009-09-01T17:24:26.570+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>En saf en içten halimizle konuşabiliyor muyuz yoksa egomuza yenilmiş zavallılar gibi miyiz, her zaman güçlü durması gerektiğini düşünen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum ne alaka ama şunuda söyleyeceğim; Kadınlar mükemmel varlıklar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4695784576197899081?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4695784576197899081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/en-saf-en-icten-halimizle-konusabiliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4695784576197899081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4695784576197899081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/en-saf-en-icten-halimizle-konusabiliyor.html' title=''/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-576192583407426868</id><published>2009-09-01T14:50:00.003+03:00</published><updated>2009-09-01T16:02:52.332+03:00</updated><title type='text'>Kolay ölüm için oku</title><content type='html'>Ölmeden önce okunması gereken kitaplar, ölümü daha mı kolaylaştırıyor ki onları okumalıyız ? Propaganda gibi. Kolay ölüm için oku!. Saçma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-576192583407426868?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/576192583407426868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kolay-olum-icin-oku.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/576192583407426868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/576192583407426868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/09/kolay-olum-icin-oku.html' title='Kolay ölüm için oku'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3787294551121649467</id><published>2009-08-24T06:17:00.002+03:00</published><updated>2009-08-24T06:49:15.863+03:00</updated><title type='text'>Aylardan sonra..</title><content type='html'>iyi hissettirmek ve hissetmekti, bu gece sabaha kadar olan buydu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3787294551121649467?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3787294551121649467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/aylardan-sonra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3787294551121649467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3787294551121649467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/aylardan-sonra.html' title='Aylardan sonra..'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-6991464232509326577</id><published>2009-08-17T19:57:00.001+03:00</published><updated>2009-08-17T19:59:21.667+03:00</updated><title type='text'>District 9</title><content type='html'>Mükemmel bir film geliyor yakında Türkiye'ye ekimin 2'sinde. Söylemedi demeyin ve bu filmin adını unutmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-6991464232509326577?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/6991464232509326577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/district-9.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6991464232509326577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6991464232509326577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/district-9.html' title='District 9'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3612041796378900511</id><published>2009-08-17T17:58:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:17:11.936+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='un homme de 50 ans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lynda lemay'/><title type='text'>Un homme de 50 ans</title><content type='html'>Lynda lemay adlı kanadalı bir şarkıcı yazmış ve söylüyor bu şarkıyı. 50 yaşında bir adam diye çevrilmiş türkçeye bu şarkının adı ve benım o yaşa geldiğinde olmak istediğim adamı anlatıyor. İşte tam bu yüzden olsa gerek ki çok seviyorum ve paylaşmak istedim türkçe çevirisini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum&lt;br /&gt;her düşü kurmuş, her düşü yitirmiş&lt;br /&gt;her şeyi istemiş&lt;br /&gt;şimdi artık ne istediğini bilen..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum&lt;br /&gt;her borca girmiş, her borcu ödemiş&lt;br /&gt;sonra yeterince para edinmiş&lt;br /&gt;ama paradan gözleri kamaşmamış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum&lt;br /&gt;yaşamış, her tütünü içmiş&lt;br /&gt;her içkiyi devirmiş&lt;br /&gt;yeteri kadar kadın tanımışve artık başkalarını aramayan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum&lt;br /&gt;veremeyeceklerinin farkına varmış&lt;br /&gt;geçmişi geleceğinden fazlalaşmış&lt;br /&gt;ama ancak şimdi yaşamaya başlamış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum&lt;br /&gt;kendini en kötüye hazırlamış&lt;br /&gt;zamanın neleri iyileştirmeyeceğini öğrenmiş&lt;br /&gt;çok cenazeler kaldırmış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum&lt;br /&gt;gerçeklerle yüzleşebilen&lt;br /&gt;yalan söylememe cesaretini edinmiş&lt;br /&gt;hislerinden kaçmamayı öğrenmiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum&lt;br /&gt;kendini artık ciddiye almayan&lt;br /&gt;yüzünde kırışıklıkları olan&lt;br /&gt;beni sükûnetle seven&lt;br /&gt;ve benim için elinden gelecek her şeyi iyi yapan&lt;br /&gt;50 yaşında bir adam arıyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3612041796378900511?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3612041796378900511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/un-homme-de-50-ans.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3612041796378900511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3612041796378900511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/un-homme-de-50-ans.html' title='Un homme de 50 ans'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7520344224689265189</id><published>2009-08-08T18:00:00.003+03:00</published><updated>2009-08-08T18:13:06.800+03:00</updated><title type='text'>Son durum</title><content type='html'>İçime çökmüş melankoli yine yüzeye kadar çıkmış vaziyette. İçimde anlam veremediğim gereksiz bi acı var. Hayrola inşallah. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın tatile gidiyorum. İlk kez uçağa binicem ve bakalım başarabilcek miyim uçak korkusunu. Alanya'ya gidiyorum kuzenimle. Ben alanya'yı tercih etmemiştim aslında çok itici geliyor etraftan duyduklarım gerçi tek duyduğum rusların ve abazaların çok olduğu ama neyse kuzenimi kıramazdım sonuçta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giderken yanıma neler alıcam daha karar vermedim, bir kaç bi şey için alışveriş yapmam lazım yapmadım, bedenen çok yorgunum dinlenmedim, uyuşuk oldum çıktım heralde evde oturuyorum, kulağımda kulaklık çalan şarkının ezgisiyle karışık bişiler yazmak çok güzel geliyor ve şuan bundan güzelini düşünemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda psikolojisi bozuk, rahatsızın teki oldum çıktım. Hiçbir şey umrumda değil bu aralar, inşallah tatilden geldiğimde şuan ki modumdan uzaklaşmış olurum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7520344224689265189?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7520344224689265189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/son-durum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7520344224689265189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7520344224689265189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/son-durum.html' title='Son durum'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2834291730354506040</id><published>2009-08-04T13:59:00.002+03:00</published><updated>2009-08-04T14:31:36.713+03:00</updated><title type='text'>İstiklal Marşı</title><content type='html'>Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk milletinin eşsiz kahramanlık destanını mısralarla anlattığı bu marşımızda çok duygular gizlemiştir. Cesaret, vatan sevgisi, din sevgisi, insan sevgisi, özgürlük, sadakat, fedakarlık.. Öyledir ki marşımız gelecek nesillere, bizlere nasıl davranmamız, hissetmemiz gerektiğini ecdadımızı anlatarak gösterir. Derki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.&lt;br /&gt;Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? şaşarım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusun, korkma! nasıl böyle bir imanı boğar.&lt;br /&gt;"Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş! yurduma alçakları uğratma sakın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme, tanı!&lt;br /&gt;Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.&lt;br /&gt;Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;&lt;br /&gt;Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumun senden, ilahi şudur ancak emeli;&lt;br /&gt;Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!&lt;br /&gt;Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,&lt;br /&gt;Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;&lt;br /&gt;Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!&lt;br /&gt;Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.&lt;br /&gt;Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;&lt;br /&gt;Hakkıdır, hak'ka tapan milletimin istiklal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk sesinden dinledimde az önce o kadar etkileyiciydi ki, utandım. Utandım bize bu vatanı bırakan dedelerimiz, ninelerimiz'den, onların biz torunları için akıttıkları kanları, verdikleri canları düşündükçe utandım, büzüldüm. &lt;br /&gt;Biz şehit oğluyken incittik atalarımızı, namahrem elleri değdirdik göğsümüze, hakkımız olduğundan kurtarılmış istiklalimizi tehlikeye attık. Utanmalıyız atalarımızdan onlara saygısı, sevgisi, bağlılığı kalmamış yeni nesil gençler olarak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2834291730354506040?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2834291730354506040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/istiklal-mars.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2834291730354506040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2834291730354506040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/istiklal-mars.html' title='İstiklal Marşı'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2491059789656713571</id><published>2009-08-03T01:56:00.002+03:00</published><updated>2009-08-03T02:18:30.811+03:00</updated><title type='text'>Jack Wilshere: Hot prospect for the future</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SnYev4drKkI/AAAAAAAAACM/ZWQfabBVxlY/s1600-h/gun__1218019547_player_wilshere.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 196px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SnYev4drKkI/AAAAAAAAACM/ZWQfabBVxlY/s400/gun__1218019547_player_wilshere.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365509814018058818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;16 yaşında Arsenalim A takımında forma giyerek takımın tarihteki A takımda forma giyen en genç ismi olurken, 17'sinde Dinamo Kiev ile oynanan Şampiyonlar Ligi'nde maçında da oynayarak bu alanda da tarihe geçmiş bir oyuncu jack wilshere. Biraz bilgi vericek olursak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum tarihi: 1 Ocak, 1992&lt;br /&gt;Doğum yeri: Stevenage, Hertfordshire&lt;br /&gt;Mevki: Orta saha&lt;br /&gt;Forma numarası: 19&lt;br /&gt;Arsenal'e ne zaman geldi: Ekim 2001 de Lutondan&lt;br /&gt;Arsenal ile ilk maçı: Blackburn Rovers (d), Premier League, 13 Eylül 2008&lt;br /&gt;Arsenal ile ilk golü:  Sheffield Utd (e), Carling Cup, 23 Eylül 2008, 6-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Eylül 2008'de Gilberto Silva'dan boşalan 19 numaralı formayı sırtına geçirerek Blackburn Rovers ile oynanan karşılaşmada görev almış. Emirates Cup'ta geçen sezon öncesi olduğu gibi bu sezonda çok iyi maçlar çıkarıyor. Geçen sezon gençler liginde Arsenal'in şampiyon olmasında da çok büyük katkıları olduğu gerçeği çok konuşuluyor. İzlenmesi zevkli olan bu futbolcu adından çokça söz ettiricek biri olması an meselesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocası Arsen Wenger onun için şu sözleri sarfediyor : "Bazı genç yetenekler çok iyi performans sergiliyor. Özellikle tüm gözler Jack Wilshere üzerinde. Şaşırtıcı bir şekilde yaşından daha olgun bir futbol sergiliyor, onu izlediğiniz zaman kaç yaşında oldugunu unutuyorsunuz" ve bunlar kesinlikle oyuncunun performansını arttırması için söylenen sözler değil izlenildiğinde az bile buluyorsunuz övgüleri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2491059789656713571?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2491059789656713571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/jack-wilshere-hot-prospect-for-future.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2491059789656713571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2491059789656713571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/jack-wilshere-hot-prospect-for-future.html' title='Jack Wilshere: Hot prospect for the future'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SnYev4drKkI/AAAAAAAAACM/ZWQfabBVxlY/s72-c/gun__1218019547_player_wilshere.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7506985499652617999</id><published>2009-08-02T15:22:00.002+03:00</published><updated>2009-08-02T16:08:35.661+03:00</updated><title type='text'>kapitalizmden gelenler</title><content type='html'>Kapitalizmin insanlığa bir şey katamıyacak olmasının nedeni birinin kazanması için birinin kaybetmesini gerektiren bir sistem olmasıdır. Kapitalizm yüzünden milyarlarca sabahtan akşama kadar çalışan insan, milyonlarca aç insan bir kaç milyon tane de hayatında bir bok yapmadan lüks hayatını sürdüren insan oluşmuştur. Hayatta herşeyin para ile kazanılacağını sanan insanlar ordusu kurmuştur kapitalizm. Oysaki milyarlarca liraya daireler alınacağına tarla alıp üzüm ekilebilir, hayvan beslenebilir, bugday ekilebilir. Üzümden rakı, hayvandan biftek,ekmek yapılıp gül gibi yaşanıp gidilebilir. Çok kısır bi döngüdür kapitalizm. Zengin insanlar vardır bir de öküzler inekler vs.  ya zengin insan olursun ya da öküz, inek vs. yaşamak için kazandırman gerekir. Çok güzel bir betimleme vardır bunu anlatmak için. Şöyle ki;&lt;br /&gt;- Ya abi geçen gün bir tarlayı sürmeye girdim, allah seni inandırsın 500 dönüm arsa, buraların en büyük arsası gece gündüz sürüyorum.&lt;br /&gt;- Vaay abi hayırlı olsun, öyle 500 dönüm arsa sürmek her öküze nasip olmaz.&lt;br /&gt;- Evet abi sorma, en kaliteli otu yediriyor, en kral ahırda yatıyorum, bir de inek yaptım ahırda, görsen bir içim su.&lt;br /&gt;- Abi çok şanslısın ya, her öküz senin gibi olamaz.&lt;br /&gt;- Tabbiii ollllum, o kadar ufak tefek tarla sürdük biz bugünlere gelebilmek için.&lt;br /&gt;- Hadi ya tarla sahibi nasıl birisi.&lt;br /&gt;- Puştun teki bakma abi, bütün işi ben yapıyorum, ibne parsayı topluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsandan çok paraya önem veren kitleler yaratıyor kapitalizm. Örneğin fatih terimin kopan parmağı seferberliklerle bulunup aynı şekilde dikiliyorken benim marangoz vatandaşımın kopan parmaklarını dikmek için ameliyata almadan önce masraflarını ödeyebilcekseniz ameliyata alırız yoksa alamayız diyen hastane yetkilileriyle karşılaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokayım kapitalizme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7506985499652617999?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7506985499652617999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/kapitalizmden-gelenler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7506985499652617999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7506985499652617999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/kapitalizmden-gelenler.html' title='kapitalizmden gelenler'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2279293010426698549</id><published>2009-08-01T13:00:00.004+03:00</published><updated>2009-08-01T14:01:41.988+03:00</updated><title type='text'>judge</title><content type='html'>I've acquainted with somebody so I can't say I'm still a good judge of character but in the end, All I've really learned is nobody should be judged a book by its cover.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2279293010426698549?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2279293010426698549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/judge.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2279293010426698549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2279293010426698549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/08/judge.html' title='judge'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-6513458446319326572</id><published>2009-06-30T11:30:00.005+03:00</published><updated>2009-09-28T15:19:07.825+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karin dreijer andersson'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='when I grow up'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='concrete walls'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fever ray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='black metal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elktro-akustik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='If I had a heart'/><title type='text'>Fever ray</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SknT4buJ7zI/AAAAAAAAACE/BtYJTyN0tq8/s1600-h/Fever%2BRay.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 301px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SknT4buJ7zI/AAAAAAAAACE/BtYJTyN0tq8/s400/Fever%2BRay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353042598574026546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fever ray hakkında yazmak istiyordum ne zamandır hep unutuyordum. Son bi kaç aydır kendime saklamıştım, paylaşmak istememiştim sadece bana şarkı yapmış olmasını isterdim o derece yani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The knife'den hatırlayacağımız isveçli Karin Dreijer Andersson'ın projesi olan Fever ray'in on parçalık tracklisti güzel bi müzik ziyafeti sunuyor. Bazı parçalarda folk müziği, black metal ve elektro-akustik öyle bir kullanılmış ki Karin'in mükemmel sesiyle başka alemlere geçiş yapıyorsunuz sanki. Gözlerini kapatıyorsun ve müziği yakaladığın an o kadar hoşuna gidiyor ki bırakasın gelmiyor ve her bir şarkısı birbirinden güzel olan albüm kendini dinletebiliyor( On saat aralıksız dinlediğimi biliyorum). Kuzeylilerin son dönemlerde müziklerinide, kızlarınıda, giyim tarzlarınıda, yaşam şekillerinide çok beğenmeye başladım. Hayranlığım gitgide artmakta kuzeylilere.Albümün en başarılı olan parçalarından triangle walks, When I grow up ve If I Had A Heart parçalarına klip çekilmiş ve klipleride şarkıları gibi birbirinden güzel olmuş. Keep the streets empty for me, Now's the only time i know, Seven ve Concrete walls diğer favorilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakaladığın an o kadar hoşuna gidiyor ki bırakasın gelmiyor ve her bir şarkısı birbirinden güzel olan albüm kendini dinletebiliyor( On saat aralıksız dinlediğimi biliyorum). Kuzeylilerin son dönemlerde müziklerinide, kızlarınıda, giyim tarzlarınıda, yaşam şekillerinide çok beğenmeye başladım. Hayranlığım gitgide artmakta kuzeylilere. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmanız gereken tek şey şarkıları bulmak ve sonra arkanıza yaslanıp gözlerinizi kapatıp müziği dinlemek. Tüm bunlardan sonra da ister istemez türkiyeye gelmesini dilemek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-6513458446319326572?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/6513458446319326572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/fever-ray.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6513458446319326572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6513458446319326572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/fever-ray.html' title='Fever ray'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SknT4buJ7zI/AAAAAAAAACE/BtYJTyN0tq8/s72-c/Fever%2BRay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5701715616483361105</id><published>2009-06-24T13:37:00.004+03:00</published><updated>2009-06-24T13:48:57.095+03:00</updated><title type='text'>Bugün</title><content type='html'>Bugün düşüncelerim yoğun yine. &lt;br /&gt;Bugün nefes alırken zorlanıyorum, boğazım daralıyor sanki.&lt;br /&gt;Bugün gözlerimde buğu var her an göz yaşına dönüşecek gibi. &lt;br /&gt;Bugün tek bir isteğim var tanıdık bir huzur bulmak.&lt;br /&gt;Bugün bildik güzel bi söz duymak istedim eskiden kalma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5701715616483361105?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5701715616483361105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/bugun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5701715616483361105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5701715616483361105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/bugun.html' title='Bugün'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8702481351193972659</id><published>2009-06-22T12:02:00.003+03:00</published><updated>2009-06-22T13:02:56.704+03:00</updated><title type='text'>Düşünce yansıması</title><content type='html'>Gerektiği kadar iyi yaşıyor muyum ?. Aslında gerektiği gibi iyi yaşamak ne ki onu bilmiyorum. Hayata devamsızlığım çok geliyor bana eksik yaşıyorum gibi hissettiriyor. Ne zaman, nerede, nasil, kimlerle ne kadar mutlu olabilceğimi bilmiyorum. Çoğu zaman ütopyada yaşıyorum. Gecikiyorum herşeye, heryere sonra da bugünü yaşayamadan yarını düşlüyorum, yarına da geç kalcağımı bilerek. Hep sona bırakıyorum yaşadıklarımı ya da sonda yaşıyorum bıraktıklarımı. Her sabah kalkınca yorgun bir insana bakıyorum aynada bazende tanıyamıyorum aynadakini. Bazı sabahları hayat çok zor alışıyor bana. Neler yaşarsam yaşayayayım gözüm hep diğer yaşamlarda gözlemlemeyi seviyorum. &lt;br /&gt;Hayat cinselliğin en önemli parçası bence. Seviştikten sonra sigara içmeyi seviyorum. Kafamdaki hayatı yaşayamıyorum, kendi ömrümmüş gibi gelmiyor bu ama sanki gözlemlediklerime bakıncada herkes boğazına kadar başkası dolu gibi. İnsanları seviyorum ve içimde kötülük yok ama galiba bu kötü. Giriş kapım bi ara çok açık kaldı, hayatıma kaç kişi girip çıktı bilmiyorum. Neye göre bilmiyorum ama bir çoğu bana birşeyler öğrettiler hayata dair. Bu benim ilk tecrübem dünyada ve sanırsam ki onlarda ilk kez gelmişlerdi benim gibi. Yaşamam gereken bir çok şey ve yaş var farkındayım ama neden yaşamam gerek onu bilemiyorum. Mesela bazı arkadaşlarım var birkaç muhabbet, soru-cevaptan sonra aşık olmamışsın sen hiç diyorlar ve ben söyleyecek birşey bulamıyorum sanki aşık olmak zorunluymuş gibi hissettiriyor ama neden bilmiyorum. Ömrüm son bulduğunda neleri yaşamış olmalıyım bilmiyorum işte. Dedim ya ilk deneyimim bu hayatta. En güzeli yemişler, en iyi kızla, erkekle birlikte olmuşlar, en iyi pozisyonda sevişmişler, en güzel dizeleri yazmışlari, en müthiş konuları konuşmuşlar ben yokken. &lt;br /&gt;Ne olarak kalacağımı bilmiyorum ama ne olarak ölüceğimi biliyorum çünkü şüpheliyim hayatın benden zevk aldığı düşüncesinden. Bazen ne yaparsan yap olmuyor ya hani işte ozaman yüce bir güç olduğunu çok iyi hissedersin işte öyle anlarda, neden yaptığım bunca şeyden sonra olmadı diye sorduğumda her zaman mantıklı cevabı veremiyorum. Ama ömrüm yettikçe elimden geleni yapıcam. Söz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8702481351193972659?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8702481351193972659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/dusunce-yansmas.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8702481351193972659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8702481351193972659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/dusunce-yansmas.html' title='Düşünce yansıması'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7992388022291232887</id><published>2009-06-19T02:20:00.000+03:00</published><updated>2009-06-19T02:21:32.780+03:00</updated><title type='text'>Sadece inanabilirsin</title><content type='html'>Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözümler bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. David J. Schwartz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7992388022291232887?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7992388022291232887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/sadece-inanabilirsin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7992388022291232887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7992388022291232887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/sadece-inanabilirsin.html' title='Sadece inanabilirsin'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8036345963580118246</id><published>2009-06-16T17:58:00.002+03:00</published><updated>2009-06-16T18:00:13.600+03:00</updated><title type='text'>Düşünce değil hayal</title><content type='html'>Başlarındayken yirmili yaşların çoğu zaman anlayamadığımız tek şey olcağını düşündüğümüz bir çok şeyin düşünce değilde hayal olduğudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8036345963580118246?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8036345963580118246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/dusunce-degil-hayal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8036345963580118246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8036345963580118246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/dusunce-degil-hayal.html' title='Düşünce değil hayal'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1513284688214916222</id><published>2009-06-10T16:06:00.004+03:00</published><updated>2009-06-10T16:30:16.057+03:00</updated><title type='text'>Deniz mevsimi</title><content type='html'>Deniz mevsimi geldi. Küçükken mahalle ortamında oturanlar bilir herşeyin bir mevsimi olduğunu. Misket mevsimi, çivi mevsimi, futbolcu  kartı mevsimi, gazoz kapağı mevsimi... Şimdi mevsim deniz mevsimi. Küçükken amcam götürürdü hep denize kilyos-turban'a giderdik -şimdi solar beach falan olmuş bayadır gitmiyorum- amcam yaşca büyük olduğundan fazla takılamıyoduk beraber hep bi arkadaş buluyordu bana ama ne hikmetse genelde bu arkadaşların ablaları oluyordu ya neyse.. Bazı günler sahil böcekli oluyordu, bazı günler deniz dalgası oluyordu, çoğu zaman dalgalı oluyordu ama her gün eğlenceli geçiyordu tabi hiç unutmam bi kere beraber kumlarla oynadığım bi çocuğun ablası boğulmuştu o gün çok üzülmüştüm. &lt;br /&gt;  Her yaz genelde böyle geçerdi sonra büyüdükçe hemen hemen hergün evdekilere haber vermeden (annem hayatta izin vermezdi (:.) kaçıp arkadaşlarla gidiyorduk. O kadar çok seviyordum ki sahile gitmeyi vücudumdaki tüm kıllar sapsarı oluyordu, ayaklarımın üstü okadar çok kararıyordu ki çingene gibi oldum diye kendi kendimle dalga geçiyordum. Sahildeyken yağmur yağmasına bayılıyordum. İskeleye gidip havada şekil yaparak denize dalmak gibisi olmadığını düşünüyordum. Palet takıp ayağımıza bogazın karşısına geçmeye çalışıp vazgeçiyorduk. &lt;br /&gt;  Son bi kaç yaz boyunca bazı salakça sebeblerden dolayı uzak kaldım ve şuan o kadar çok özlemişim ki sınavlar biter bitmez yapıcağım tek şey yüzmek olucak. Off koşup koşup denize balıklama giresim geldi :).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1513284688214916222?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1513284688214916222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/deniz-mevsimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1513284688214916222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1513284688214916222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/deniz-mevsimi.html' title='Deniz mevsimi'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3429718441328124523</id><published>2009-06-04T12:33:00.003+03:00</published><updated>2009-06-04T12:51:18.409+03:00</updated><title type='text'>Lan blog.</title><content type='html'>Söylesene lan blog çare bulabilir misin ?, anlatsam sana tüm dertlerimi. İçimin içimi yediği şu günlere bi son verebilir misin ?. Bilmiyorum ki be oğlum nası anlatacağımıda ama desen ki bana yaparız bi güzellik yeter ki anlat, zorlardım kendimi anlatmak adına. Diyemiyorsun demek, garanti veremiyorsun sende yalan cıktın be blog, sende herkes gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Çaresizsiniz diye bi klişe oluştu ya acaba o doğru mu blog ? Psikolojimi kendi kendime bozup kendi kendime mi düzelticem yani nası çare ben oluyorum blog. Başlı başına sorunken çare ben olamam. Sorun kapitalist sistem, sorun mükemmelliyet, sorun markalaşma, sorun anlayışsızlık, sorun insanlar blog. Bunlara çare bulabilir misin ?, değiştirebilir misin sistemi ?, sevgiyi yayabilir misin insanların yüreklerine ?, barış içinde yaşayabilir mi insanlar ?. Olur da ancak kitaplarda, filmlerde mi olur diyorsun yani hayal kurma bana mı diyorsun blog.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Ne ibnesin lan blog. Ne çare bulabiliyorsun ne de sahip olduğum tek şeyin, hayal kurmanın da içine sıçıyorsun. Helal olsun lan blog hayat gibisin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3429718441328124523?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3429718441328124523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/care-bulabilir-misin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3429718441328124523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3429718441328124523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/06/care-bulabilir-misin.html' title='Lan blog.'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4378903740173452021</id><published>2009-05-19T03:47:00.002+03:00</published><updated>2009-05-19T19:37:52.237+03:00</updated><title type='text'>In the name of the father</title><content type='html'>In the name of the father orjinal adıyla türkçeye babamız adına diye çevrilmiş. 1993 yılında çekilmiş olan filmde başrolde Daniel day-lewis var hani şu There will be blood'dan hatırladığımız ve iki oscarı olan oyuncu. Yapımcılar arasında Gabriel byrne var hani şu Usual suspects de bay kaiser zannettiğimiz. Filmin yönetmeni ise Jim sheridan.  Çok saçma bir şekilde, yanlış zamanda yanlış yerde olmanın verdiği nedenlerden ötürü hapishaneye düşen insanlarn başından geçen film, içinde haksızın yanında olmaya dayalı bir kişiliğe sahip olanlar için bazen sıkabilir, daraltabilir,  terletebildir. İngilterenin demokrasi çığırtkanlığı yaparken bizim gibi ikinci veya üçüncü sınıf ülkelere, kendi içerisinde yaşadığı anti-demokratik olayları filmde bolca görebiliyoruz.&lt;br /&gt;  Film gerçekten alıntı bir konu olarak iyi ve vermek istediği mesajları iyi vermiş, kurguda güzeldi ve çekim açıları falan konusundan da bakınca gayet iyi bir film. Çok güçlü bir sistem eleştirisinin beyaz perdeye aktarılmış hali gibi. Sadece türkiyede yaşanıcağını düşündüğümüz hukuk olaylarının ingiltere gibi bir ülkede de yaşandığını görüyoruz. İrlanda-İngiltere arasındaki savaş esnasında yaşanmış olay o güne karşı bakış açısı yaratıyor. Filmin açılış sahnesi son zamanlarda izlediğim en etkili sahneydi. Tabii her zaman dediğim gibi filmin sahnelerinde müzik gerçekten çok önemli ve bu giriş sahnesinde u2 şarkısıyla beraber zirve yapmış. Filmin içindede güzel müzikler duyabiliyorz Jimi hendrix'i, Led zeppelin'i, Thin lizzy'i, Bob marley'i. Filmin içinde de bir nokta dikkatimi çekti film 1975 yılını konu alırken İngiltere'de gözaltına alma süresi yedi gün olduğunda tepki olarak bu sürenin uzun olduğunu gördüğümde bizim ülkeyi düşünüp bizde ne yedi günler gözaltında tutuluyor insanlar demiştim. Bu arada film izlerken tanıdık gelmedide değil çünkü türk sinemasında çıkan Pardon ile benzerlikler taşıyor.&lt;br /&gt; Sonuçta bu film, film severim diyenlerin kesinlikle izlemesi gereken filmlerden. Duygusal insanların her ihtimale karşı yanlarından selpak bulundurmaları önerilir. İyi seyirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4378903740173452021?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4378903740173452021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/in-name-of-father.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4378903740173452021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4378903740173452021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/in-name-of-father.html' title='In the name of the father'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2157477217945086830</id><published>2009-05-17T12:43:00.002+03:00</published><updated>2009-05-17T13:28:51.433+03:00</updated><title type='text'>I don't want to lose what I had as a boy but it seems as if it is my destiny</title><content type='html'>Hani olur ya hayatınızı yaşadığınız şu ana kadar belli bir süre kendinizi çok harika falan hissetmişsinizdir. Başınıza geldiğinde sıkıntılı şeyler hemen o zamanlara -ki o zamanlar hep gençlık-çocukluk döneminizdir- dönmek istersiniz , o zamanki özelliklerinize sahip olmak istersiniz ama hani öyle bir şey yoktur ya cok af edersiniz ama bu çok boktan bişidir. Hayat devam ediyordur siz her ne kadar gençken sahip olduğunuz şeyleri kaybettiğinizi görmeye başladığınızda üzülseniz bile bunun kaderin kahrolası bir cilvesi olduğunu anlamayacak kadar aptal değilsinizdir. Aptal olmadığınız için bir kere salağa yatamazsınız, kabullenici bir yapınız olmaz, isyankardırsınız -kime?, ne için ?-, duygusalsınızdır, mükemmelliyetçisinizdir ve bunun gibi bir çok özelliğiniz sizin hayat denilen uzun ince bazen dikenli, bazen dikensiz bir yolda sağlam yürümenizi engeller, köstektir bunlar. Yaşam enerjinizi almış götürmüş gibi hissedersiniz yıllar ama ne farkeder ki tutunmanız gerekiyordur izleyerek bitmezdir bu hayat adlı tiyatro sahneye çıkmak gerekir rolünüz en arkadada olsa, en öndede olsa eğlenmeniz gerekir tabi ki bunun yanında sahnedeki insanları, arkadaşlarınızı doğru seçmelisiniz. Kayıp olucağı kesinse, en azıyla kurtulmanın formülünü bulmanız gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2157477217945086830?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2157477217945086830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/i-dont-want-to-lose-what-i-had-as-boy.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2157477217945086830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2157477217945086830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/i-dont-want-to-lose-what-i-had-as-boy.html' title='I don&apos;t want to lose what I had as a boy but it seems as if it is my destiny'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7858850801220908362</id><published>2009-05-14T17:54:00.002+03:00</published><updated>2009-05-14T18:54:53.990+03:00</updated><title type='text'>Haute tension</title><content type='html'>Alexandre Aja evet yönetmenin adı bu. Beni etkileyen yönetmenlerden biri ve bence gelecek vaat eden biri. Bu filmden veya The hills have eyes'den hatırlanabilir kendine has bir tarzı var bu olmasa basit bir konu ve çok fazla gördüğümüz bir son ile bitmesine rağmen etkilenmezdik :). Film korku filmi de sayılabilir kimi ne göre - ki benim açımdan korku filmi uç bir noktadır neyse-, aşk filmi de, dram da ama bence gerilim filmi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Cecile de france'dan mı bahsedeyim yoksa Maïwenn le besco'dan mı bilemedim. Cecile belçikalıymış maiwen fransız -zaten çok belliydi çekiciliginden- neyse efendime söyliyeyim bu iki arkadaş okuldan arkadaş ve bi hafta sonu ders çalışmaya maiwenn'in kırsaldaki evine giderler olaylar başlar. Zekice kurgulamalar var yatağın düzeltilip, lavabonun silinmesi gibi ha ne diyo bu demeyin film izlerken görürsünüz bunlar güzel hareketler :). Film insanların saplantılı duygularının başına neler açabilceği üzerinde dönüyor tabi bunu sonradan anlıyoruz. Müziklerinde dikkati mi çeken ve çok hoşuma giden bi kaç parça var bayadır dinliyorum favorilerimdendir hala. U-Roy dan Runaway girl, muse dan new born ve Ricchie poveri den Sarà perché ti amo ise en sevdiğim şarkıydı filmdeki insanın içini kıpır kıpır yapıyor.Filmde korku sinemasının alt kültürlerinede örnekler yok değil fransa sinemasının korku sinemasıyla çok işi olmazdı bildiğim kadarıyla ama Alexander ile bu değişicek gibi daha iyileri beklenmeli hele ki  3 milyon dolarlık bütçeyle bunlar çıktıysa ortaya..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Gece evde tek başınıza güzelce bir gerilmek istiyorsunuz ve ayağa kalkıp ellerınızı kollarınızı açmak gibi uğraşlara girmek te istemiyorsanız bundan ii gerilme beklemeyin. Ha bekleyin var ama daha sonra bekleyin onlarıda yazıcam :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7858850801220908362?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7858850801220908362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/haute-tension.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7858850801220908362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7858850801220908362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/haute-tension.html' title='Haute tension'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5691099566590509774</id><published>2009-05-09T18:27:00.003+03:00</published><updated>2009-05-11T00:11:54.015+03:00</updated><title type='text'>Blonde redhead</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgdDEj0ckbI/AAAAAAAAAB8/DHrafk5Cuco/s1600-h/blonde+redhead+5.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgdDEj0ckbI/AAAAAAAAAB8/DHrafk5Cuco/s320/blonde+redhead+5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334306029257396658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dinlemekten bıkılmayan şarkılara sahiptir bu grup. Bi kaç aydır müptelası olmuş dinliyorum hakkında yazıp insanlara da ulaştırmak istiyorum nedense benimsedim bu güzelliği ve herkese ulaşsın istiyorum. Çok paylaşımcı gördüm kendimi :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Grup italyan asıllı pace kardeşler ve japon asıllı kazu'dan oluşuyor. Vokalist-gitarist amedeo pace, baterist ikizi simona pace ve solist-gitarist kazu makino. Alternative rock yapıyorlar. Rock ile elektronik müziği iyi harmanlıyorlar. Ağlatıyorlar. Gülümsetiyorlar. Uzaklara götürüyorlar. Onlar olayı bitirmişler ama ben onları anlatmaya kelimeler bulamıyorum tabi. Aşmışlar işte..&lt;br /&gt;Durup düşünüyorum Kazu'nun sesini nası tarif edeyim diye aklıma bir şey gelmiyorken diyorum ki kendi kendime eğer şöyle bir şey olsaydı; biri intihar edicek olsa ve son olarak beni arıcak olsa ona hiç bişey söylemem ve kazu'nun seslendirdiği bir şarkıyı dinletir ve eğer intihar edersen bu sesten mahrum kalıcaksın.. Bence bunu yapmak istemezsin der ve intihar etmemesini sağlayabilirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bir gün hayatım film olsa soundtrackler blonde redhead'e ait olmalı. İşte bu kadar iyiler benim için. Dinleyin, dinleyeni sevin, sevene aşık olun, paylaşın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5691099566590509774?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5691099566590509774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/blonde-redhead.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5691099566590509774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5691099566590509774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/blonde-redhead.html' title='Blonde redhead'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgdDEj0ckbI/AAAAAAAAAB8/DHrafk5Cuco/s72-c/blonde+redhead+5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-2769096235251701369</id><published>2009-05-07T00:22:00.000+03:00</published><updated>2009-05-07T01:45:48.775+03:00</updated><title type='text'>Hayat</title><content type='html'>İçinde bulunduğumuz anları yaşamaktır hayat. Anlarımızı nası yaşamamız gerektiğiyle, yaşadığımızla anlamlanır. Bazen en güzel cümleleri yazarken içine çektiğin sigaranın dumanı kadar keyif verir bazense okyanusun ortasında batan geminden çıkıp ölüceğini bilerek çırpınmak kadar moral bozar. Ama bence ne olursa olsun güzeldir hayat. Hem o dumanı hayatında bir kere çekebilmek için ne de yorulunca boğulacağını bile bile yine de suyun yüzünde kalmaya çalışmayı isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Her şey bakış açımızla ilgili hayata dair. Bazen bizim için olumsuz diye nitelendireceğimiz şeylerin düşününce ileride bir gün, olumlu olduğunu anlarız. Tam tersi durumlarda olabilir ama zaten olumlu bir şeyler yaşıyorsak ilerde bir gün olumsuz olduğunu düşünmeye başladığımızda yaşadığıma değerdi diyebiliriz. Olumlu bakmak, umutlu olmak, güleryüzlü olmak, sabırlı olmak, sevgi dolu olmak, kabullenici olmak, mütevazi olmak, hümanist olmaktır her an yapmamız gereken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mutlu olmalıyız, sevmeliyiz yaşadığımız her şeyi. Bir futbol maçında son dakikada gelen gol sevincini yaşamalısın, dinlediğin şarkıyı söyleyen solistin sesinin dünyanın en güzel seslerinden biri olduğunu düşünmelisin, öpüşmeyi sevmelisin, olmasını istediğin çocukların için nası bir gelecek oluşturmak istediğini düşünmelisin, yürüyebildiğini, duyabildiğini, görebildiğini ve konuşabildiğini düşünüp mutlu olmalısın, zipponun kapağını açarken çıkan sesi sevmelisin, sigarayı içine çekeren çıkan cızırtıyı sevmelisin, birilerinin vücuduyla birleşmeyi sevmelisin vs.. yoksa çok güzel şeyler yaşadığın sevgilinden ayrıldıkdan sonra hani çok üzülür ve dersin ki ''Keşke hiç tanışmasaymışız'' işte aynen bunun gibi içinde olduğun durum o kadar kötü gelir ki sana keşke doğmasaymışım dersin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta her zaman ne için üzüldüğünü fazlaca sorgula ama ne için mutlu olduğunu fazla kurcalama. ''Değer mi kendimi üzmeye ?'' diye sor kendi kendine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü bir insan da olabilirsin bu hayatta güçsüz de. Ama kendini bil ve ona göre hareket et.Güçlüysen kapasiten kadar güçlü ol, zayıfsan yine kapasiten kadar en güçlü zayıf ol. Ama ne yaparsan yap kendini olduğundan ne küçük gör ne de büyük. Ve izleme, yaşa kendi hayatını tam kapasiten ile.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-2769096235251701369?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/2769096235251701369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/hayat.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2769096235251701369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/2769096235251701369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/hayat.html' title='Hayat'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1980115901980422577</id><published>2009-05-04T18:16:00.000+03:00</published><updated>2009-05-04T20:14:36.347+03:00</updated><title type='text'>Into the wild</title><content type='html'>Film Christopher Mccandless'ın hayatını anlatıyor ve film alışkın olduğumuz gibi çok satan romanlardan uyarlanma yazarı jon krakaue. Her neyse film 2007 yapımı ve yönetmen yakından tanıdığımız 2nci oscarını daha yeni almış bi isim Sean Penn.&lt;br /&gt;  Film Sean Penn gibi duyarlı birinin mesaj kaygısıyla çekmiş olduğu bir film olarak algıladığımdan görüntü, kurgu falan çok fazla üstünde durmak istemediğim bir film zaten bu genel izleyiciyi çokta fazla ilgilendiren bir şey değildir. Film kaçma isteğini, düşüncesini sembolize ediyor sanki. Christopher insanların tekdüze edilme isteğinden, sistemden kaçıyor ve bu 60'ların amerikasındaki hippileri anlamamızıda sağlıyor bi yerde. Başrolde Emile Hirsch oynuyor bence çok iyi bir performans sunmuş beni baya etkiledi bir sahnede doğadaki hayvanlara bakıp gülümsüyor ve gözlerinden yaş akıyordu o an hissettiklerini çok ii aktarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Film herşeyden vazgeçip içinde bulunduğu durumdan kaçıp giden birini anlatıyor. İstemediği ve diretilen yaşamından kaçıyor. Yanına hiç bir şey almıyor ne para ne araba ne dünyevi başka bişi çantasıyla birlikte yollarda. Yeni insanlarla tanışıyor, otostop çekiyor, kamp yapıyor, işe giriyor, nehirde kano yapıyor hatta kanoyla meksikaya kadar gidiyor herşeyden zevk alıyor öyle bir insan ki parasızken günlerim daha heycanlı geçiyordu diye isyan ediyor. Filmin müzikleri benimde cok sevdiğim tarzlarda Eddie Vedder soundtracklerı yapmış, çokta iyi yapmış. Bu arada filmde tanıdık bir yüz görebilirsiniz evet Kristen Stewart evet Panic Roomda izlediğimde ilerde iyi bi yerlere gelebilceğini düşünmüştüm o filmden sonra baya bir güzelleşmiş sevgili Kristen. Bir an filmden kopmama neden oldu aman allahım neden bu kadar güzel ki modunda takıldım. Ah filmi düşünmek bile içimde pozitif enerji oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Söylencek çok şey yok o kadar kötü filmler izledik ki zamanında bu film bir nimet gibi hayatımın 2 saat 30 dakkasını feda etmekten zevk aldım. Tavsiye ederim.&lt;br /&gt;Happiness only real when shared.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Uzun zamandır bunu yapmak istiyordum bundan böyle vakit buldukça eskiden izlediğim veya yeni izlediğim filmler hakkındaki yorumlarımı yazıcam. Unutkanlık gibi bir sorunum var. Hiç kimse okumasada ben okurum dimi =))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1980115901980422577?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1980115901980422577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/into-wild.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1980115901980422577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1980115901980422577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/05/into-wild.html' title='Into the wild'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-495889656378580222</id><published>2009-04-24T00:33:00.000+03:00</published><updated>2009-04-24T01:48:28.604+03:00</updated><title type='text'>Tamam diyebildim sadece</title><content type='html'>Pikapta led zeppelinin albümü var ve çalmaya başlayan şarkı stairway to heaven. Sanki hayatımın arka planında çalan bir şarkıymışcasına derinden etkilemeye başlıyor yine hele ki içinde bulunduğum durumu düşününce sanki bir bütünlük kazandırıyor bana her nekadar içimdeki boşluğu dolduramıyor olsada bütünlük hissi içindeyim. &lt;br /&gt;Annemin yaptığı çorbayı içmeye başlıyorum çorba çok sıcak ve bu hoşuma gidiyor çünkü annemin çok sıcak sevdiğimi bildiği için böyle getirdiğini düşündürttürüyor. Annemi sevdiğimi düşünüyorum ve bu içsel bir şey ama düşününcede bana bu kadar değer vermesinin, beni bu kadar düşünmesininde etkisi yadsınmaz heralde. Bunları çok kısa süre düşünüyorum ve yine dalıyorum beni melankoliye sürükleyen olayların üstünde düşünmeye. Düşündükçe düşünüyordum ve karışıyordu düşüncelerim birbirine böyle olmucaktı ve bir mektup yazmaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mektup yazmakta zor geldi çünkü elim düşüncelerimin hızına yetişemiyordu ve ben düşüncelerimi geçiremiyordum kağıda anca bu kadar çıkmıştı, ''Seni her gördüğümde biraz daha mutlu oluyordum ve biraz daha üzülüyordum. Mutlu oluyordum çünkü bir kez daha görmüş oluyordum. Üzülüyordum çünkü yalnızca kısa süre için görüyordum ve yine gidicekti. Ne yapabilceğimi bilmiyordum çünkü uğraşlarımız farklı yerlerdeydi. Geceleri birbirinin yanından geçen trenler gibiydik. Selam! Güle güle! Gözlerim gözlerinin içine bakıyordu oralarda biyerde dalıp gidiyordu ve güzel yüzüne bakıyordum tanrıça gibiymişsin gibi geliyordu suratımda aptal bi gülümseme oluşturuyordu ve her ne kadar sen buna ''Yalandan gülme bana'' desende o gülücük yalanın ne olduğunu bile bilmiyordu. Bazen yüzüme bakıp sende gülüyordun ve o an kendimi sana çok yakın hissediyordum her ne kadar ışık hızıyla gelip geçiyorduysa da gülüşlerin. Yüreğimin yeniden çarpabildiğini hissettiriyordun bana ve hala hissedebiliyorum bunu yanaklarımı ıslatan damlalarda. Bunun için teşekkür etmeyi hiç becerememiştim oysaki.''.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey güzel aşk ayının ağzına balı çalıp kaçtın yine. Hep aynı boku yemesen olmaz sanki diye düşünüyordum ve o an şarkının sözlerini duyuyordum ve şöyle diyordu, ''Birini seversin mutlu edemezsin. Onun istediği gibi asla sevemezsin.'' yapamamıştım demekki istediği gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünmekten mi yoksa hiç birşey yapmamaktan mı bilemediğim şekilde uykum bastırıyordu belkide bilinç altımdır bu diye düşünüyordum çünkü uyumak bir nevi ölmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryo aynıydı yine ve sonunda sadece tamam diyebildim tüm çaresizliğimle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-495889656378580222?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/495889656378580222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/tamam-diyebildim-sadece.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/495889656378580222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/495889656378580222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/tamam-diyebildim-sadece.html' title='Tamam diyebildim sadece'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3915790269591908476</id><published>2009-04-21T17:57:00.000+03:00</published><updated>2009-04-21T17:59:31.343+03:00</updated><title type='text'>Me and You and Everyone We know</title><content type='html'>if you really love me,then let's make a vow...&lt;br /&gt;right here, together... right now.&lt;br /&gt;- okay?&lt;br /&gt;- okay.&lt;br /&gt;all right.&lt;br /&gt;repeat after me-&lt;br /&gt;i'm gonna be free.&lt;br /&gt;i'm gonna be free.&lt;br /&gt;and i'm gonna be brave.&lt;br /&gt;i'm gonna be brave.&lt;br /&gt;good.&lt;br /&gt;and the next one is-&lt;br /&gt;i'm gonna live each day&lt;br /&gt;as if it were my last.&lt;br /&gt;oh, that's good.&lt;br /&gt;you like that? yeah. say it.&lt;br /&gt;i'm gonna live each day&lt;br /&gt;as if it were my last.&lt;br /&gt;fantastically.&lt;br /&gt;fantastically.&lt;br /&gt;courageously.&lt;br /&gt;courageously.&lt;br /&gt;with grace.&lt;br /&gt;with grace.&lt;br /&gt;and in the dark of the night,&lt;br /&gt;and it does get dark...&lt;br /&gt;when i call a name-&lt;br /&gt;when i call a name.&lt;br /&gt;it'll be your name.&lt;br /&gt;what's your name?&lt;br /&gt;never mind.&lt;br /&gt;let's go. say it.&lt;br /&gt;let's go. everywhere.&lt;br /&gt;everywhere. even though-&lt;br /&gt;even though-&lt;br /&gt;we're scared.&lt;br /&gt;we're scared.&lt;br /&gt;'cause it's life-&lt;br /&gt;it's life.&lt;br /&gt;and it's happening.&lt;br /&gt;it's really, really happening...&lt;br /&gt;right now.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3915790269591908476?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3915790269591908476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/me-and-you-and-everyone-we-know.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3915790269591908476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3915790269591908476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/me-and-you-and-everyone-we-know.html' title='Me and You and Everyone We know'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8581969719554633493</id><published>2009-04-20T22:36:00.000+03:00</published><updated>2009-04-20T22:54:17.050+03:00</updated><title type='text'>Bok.</title><content type='html'>Kilosu boyuna göre fazla olan insanlar vardır ya hani (bildiğimiz pis şişkolar neyse ama sakın yüzlerine sölemeyin bu şekilde.) işte onlar için bazıları şöle cümleler kurarlar ya ''Yemiş yemiş sıçmamış.'' işte buradan bu şekilde mantığa sahip insanlara seslenmek istiyorum.&lt;br /&gt; Bir kere yiyip yiyip sıçmamak kilo aldırmaz. Bu mantık boş cünkü böle konuşursak sıçılmayan şey olan ''bok''un insanların kıçında kalma süresiyle kilo olma ihtimalinin doğru orantılı olduğunu da savunuyor olmuş olursun fakat yoktur böyle bir şey zaten bok'un kendisi yararsız bişidir vücütta durması istenilmediginden bok denilmiştir ona. Yararsız bir şeyde kilo aldırmaz bu böyle biline.&lt;br /&gt; Bu arada türk insanının sıçtıktan sonra bok'una bakma oranı araştırmacıların dediklerine göre yüzde seksen oranındaymış aslında çok ilginç gelmedi bana düşündümde üretim adına ortaya birşey koyamayan bir topluluk olduğumuzdan ve çoğu insanın üretim namına ortaya çıkardığı tek ürün olduğundan normaldir.  Bu da bir dipnot olsun diye düşünüverdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8581969719554633493?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8581969719554633493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/bok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8581969719554633493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8581969719554633493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/bok.html' title='Bok.'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3911321110836061677</id><published>2009-04-16T22:13:00.000+03:00</published><updated>2009-04-16T22:51:03.715+03:00</updated><title type='text'>Maske</title><content type='html'>Yardımcıdır kendini saklamaya. İncinmekten, üzülmekten korkup kendini kendinin içine saklarken yanındadır o. ''Is there anybody in there ?'' diyen solistin sesiyle birlikte düşünmeye başladığında anlarsın kimsenin olmadığını çünkü saklıyordursun kendini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılmamaktan, anlatamamaktan, yanlış anlaşılmaktan, beğenilmemekten, bazen nedenini kendinin bile anlayamıcağı sebeblerden, çıplak kalma korkusundan, mükemmel görünme isteğinden ya da zayıf görünmeme isteğinden herneyse bi şekilde sebebleri olan bir eylemdir maskeyi takmak. Evet saçmadır çünkü kendini ne kadar saklarsan o kadar alınganlığın, hassaslığın artıcaktır ve cok kolay incinip, kırılabilceksindir artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükken yaptığımız oyunlara benzer bi nevi kendinizi dolaplara, kanepe arkalarına ya da yatakların altına saklarsınız ki bulamasınlar sizi ama artık büyümüşsünüzdür ve insanlardan bu şekilde saklanılmıcağını iyi bilirsiniz en az kabullenemediğiniz zayıflığınız gerçeği kadar. Kendini susarak saklayamazsın bunu anca çok konuşarak yapabilirsin Murathan mungan'ın bir kitabında okumuştum cok eskilerden sevdiğim bir cümle vardır; '' Günün birinde yazdiklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağit üzerinde yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla gorunmektir biliyor musun? herkes seni gordugunu sanir, sen de rahat edersin. ''.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bunu başarabilirsen bir şekilde yüzeysellikte kalır her şey ve yabancılaşmaya başlarsın insanlarla. Bir gün gelipte açmak istersin kendini birilerine artık o kadar zor gelir ki bunu yapmak kendini saklamak daha kolaymış dersin ama bilirsin ki açmalısın kendini ve her ne olursa olsun zaten istediğinden maskeyi çıkartmaktan başka bir şey değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3911321110836061677?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3911321110836061677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/maske.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3911321110836061677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3911321110836061677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/maske.html' title='Maske'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5772174214119382595</id><published>2009-04-15T18:03:00.000+03:00</published><updated>2009-04-15T18:18:45.178+03:00</updated><title type='text'>la ceremonie</title><content type='html'>Aşkın bir seremonisi vardır, sizi mutluluğa hazırlar. Bu seremoniyi çok seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5772174214119382595?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5772174214119382595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/la-ceremonie.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5772174214119382595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5772174214119382595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/la-ceremonie.html' title='la ceremonie'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4052960180999153633</id><published>2009-04-05T15:00:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T16:03:00.506+03:00</updated><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>Bazen, mutsuzluk hayatınızın öyle büyük bir parçası haline gelir ki...&lt;br /&gt;Hep var olmasını beklersiniz.&lt;br /&gt;Çünkü hayatınızda, mutsuzluk olmadığını hatırladığınız bir an bile yoktur.&lt;br /&gt;Ama günün birinde, başka bir duyguyu hissedersiniz...&lt;br /&gt;Size iyi hissettirmeyen bir şeydir, çünkü tanıdık gelmiyordur.&lt;br /&gt;Ve o anda anlarsınız ki, mutlusunuzdur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4052960180999153633?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4052960180999153633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/mutluluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4052960180999153633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4052960180999153633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4175152532855758507</id><published>2009-04-05T14:57:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T15:00:35.791+03:00</updated><title type='text'>Hayal kurmak</title><content type='html'>Çocuksun sen kurabildiğin kadar hayal kur derdi bana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir içlenişle başladı büyüdüğümü anlamak. Kabullenemedim uzun zaman, kalmak isterken daha çocukça.&lt;br /&gt;Uçurtmamın iplerini baglarken dengesini sağlamaya çalışmak yerine, &lt;br /&gt;istemiyordum büyümeyle gelen dertleri unutmak için içip içip dengemi sağlamaya çalışmayı.&lt;br /&gt;Sabahın köründe dışarı çıkıp düşünmeden hiç bişeyi acıkana kadar oyun oynamak istiyordum. Erik toplamak için çocukken çıktığım agaçtan düştüğüm acının yaşayabilceğim en büyük acı olmasını düşünmeyi istiyordum. &lt;br /&gt;Yağmur yağarken gol atmaya çalışmak istiyordum düşünmemecisine hasta olup olmayacağımı.&lt;br /&gt;Futbolcu kartlarıyla oyun oynamak istiyordum batak oynamak yerine.&lt;br /&gt;Aşkın televizyonda gösterildiği gibi sonu güzel olduguna inanmak istiyordum biten bir çok aşkımdan sonra.&lt;br /&gt;İnsanların hep benim gibi düşündüğünü düşünmek istiyordum içten fesatlık, kıskançlık gibi karakterlerini gördükten sonra bile.&lt;br /&gt;Oturup saatlerce hayal kurmak istiyorum, hayal kurcak kadar saf değilken artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emr dmr 22.12.2008 15:05&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4175152532855758507?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4175152532855758507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/hayal-kurmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4175152532855758507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4175152532855758507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/hayal-kurmak.html' title='Hayal kurmak'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7250492491571182906</id><published>2009-04-05T14:49:00.000+03:00</published><updated>2009-04-05T14:52:17.492+03:00</updated><title type='text'>Göstermelik</title><content type='html'>Sevgiler&lt;br /&gt;Sevişmeler&lt;br /&gt;Aşklar&lt;br /&gt;Arkadaşlıklar&lt;br /&gt;İlişkiler&lt;br /&gt;Yerişmeler&lt;br /&gt;Övüşmeler&lt;br /&gt;Hissedişler&lt;br /&gt;Bakışlar&lt;br /&gt;Takip edişler&lt;br /&gt;Darılışlar&lt;br /&gt;Barışmalar&lt;br /&gt;Kavgalar&lt;br /&gt;Savaşlar&lt;br /&gt;Duruşlar&lt;br /&gt;Yürüyüşler&lt;br /&gt;Koşuşlar&lt;br /&gt;Kovalamalar&lt;br /&gt;Yakalayışlar&lt;br /&gt;Kaçırmalar&lt;br /&gt;Yorgunluklar&lt;br /&gt;Dinlenişler&lt;br /&gt;Yazışlar &lt;br /&gt;İlgiler&lt;br /&gt;İltifatlar&lt;br /&gt;Gülüşler&lt;br /&gt;AğLamalar&lt;br /&gt;Tripler&lt;br /&gt;Yaşanışlar&lt;br /&gt;Bitişler&lt;br /&gt;Devam edişler&lt;br /&gt;Görünüşler&lt;br /&gt;Okunuşlar&lt;br /&gt;Yalanlar&lt;br /&gt;Doğrular&lt;br /&gt;Düşünüşler&lt;br /&gt;Görüşler&lt;br /&gt;Düşüşler &lt;br /&gt;Kalkışlar&lt;br /&gt;Konuşmalar&lt;br /&gt;Dinlemeler&lt;br /&gt;Sabredmeler&lt;br /&gt;Direnmeler&lt;br /&gt;Susmalar&lt;br /&gt;Üzüntüler&lt;br /&gt;Sevinçler&lt;br /&gt;Anneler&lt;br /&gt;Babalar&lt;br /&gt;Kardeşler&lt;br /&gt;Arkadaşlar&lt;br /&gt;Sevgililer&lt;br /&gt;ResimLer&lt;br /&gt;İnanışlar&lt;br /&gt;Aldanışlar&lt;br /&gt;Kıskançlıklar&lt;br /&gt;Fotoğraflar&lt;br /&gt;Gösterişler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EmreDemir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7250492491571182906?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7250492491571182906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/gostermelik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7250492491571182906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7250492491571182906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/04/gostermelik.html' title='Göstermelik'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4832035314190564572</id><published>2009-03-16T13:16:00.000+02:00</published><updated>2009-03-16T13:19:44.454+02:00</updated><title type='text'>Basit bir soru</title><content type='html'>Yaptığın şeyler hayatını daha iyi yaptı mı ?&lt;br /&gt;Benimkini mi ?&lt;br /&gt;Hiç sanmıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4832035314190564572?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4832035314190564572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/03/basit-bir-soru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4832035314190564572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4832035314190564572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/03/basit-bir-soru.html' title='Basit bir soru'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7608464513982456736</id><published>2009-03-08T22:22:00.001+02:00</published><updated>2009-06-10T16:05:10.834+03:00</updated><title type='text'>there is nowhere to go away</title><content type='html'>''Kaçmam gerekiyor içinde bulundugum durumdan uzaklaşmam lazım kendimi çok kötü hissediyorum'' dedi. Sonrasında ''Hayatım film olursa bir gün, filmin soundtracklerinden olmasını istediğim şarkılardan biriyle kadehimi kaldırmak istiyorum'' diye devam etti ve kadehini kaldırdı ''Tonight we drink to youth and holding fast the truth I don't want to lose what I had as a boy'' bu sözleri söyledi ve yavaş yavaş gözlerimin içine bakmaya çalışarak bitirdi içkiyi.&lt;br /&gt;   Düşünmeye başlamıştım onu izlerken masumdu, kaşları çatıktı, sanki yanına yanaşmasınlar istiyordu da ondan kaşları çatıktı , her zaman ki gibi evin en köşesinde duruyordu çünkü her zaman tedbirli olmuştu o yüzden sırtını duvara veriyordu heralde, bıkmıştı galiba güvenebilceği bir şeylerin olmayışından, küsmüştü sanki allaha içinde bulunduğu durum dolayısıyla. Bir anda irkildim bunları düşünürken, rüyasında konuşuyordu. Bir şeyler söyledi sanırsam ki neden güçsüz olduğunu sorguluyordu rüyasında. Bilinçaltı tamamıyla kendiyle ilgili sorunlarla doluydu demekki. İçimde ona yardım etme isteği vardı nedenini çıkaramıyordum  ya seviyordum, ya da aşıktım. Bir çok şeyde uyum içersindeydik, beraber gülüp, beraber ağlayabiliyorduk, değişik konularda aynı fikirlere sahiptik ama bazende hiç anlaşamıyorduk bazı davranışlarım için beni beğenmediğini dile getiriyordu değişmem gerektiği konusunda bana tavsiyeler veriyordu nedenler açıklıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7608464513982456736?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7608464513982456736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/03/there-is-nowhere-to-go-away.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7608464513982456736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7608464513982456736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/03/there-is-nowhere-to-go-away.html' title='there is nowhere to go away'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-5323248525605268176</id><published>2009-02-26T14:20:00.001+02:00</published><updated>2009-02-26T14:20:32.846+02:00</updated><title type='text'>Pinokyo</title><content type='html'>Benziyorsun bana&lt;br /&gt;Yapayalnızsın öylece asılı oralarda.&lt;br /&gt;Çekiştiriyorlar iplerini, hareket ediyorsun.&lt;br /&gt;Yosun tutuyorsun ağladıkça.&lt;br /&gt;Yalanlar söylüyorsun.&lt;br /&gt;Ben de söylüyorum yalanlar evet.&lt;br /&gt;Yalan söyledikçe burnun uzuyor,&lt;br /&gt;Ben de boyum uzadıkça yalan söylüyorum.&lt;br /&gt;Sen ahşap bir tekillikte yaşıyorsun&lt;br /&gt;Ben tüm çoğul imgelere rağmen tekil.&lt;br /&gt;Çocuklukta tekrarlanan hayatın olmasına rağmen eskiyor tahta bacakların.&lt;br /&gt;Benim gözlerime ise yaşlılık yerleşiyor çocukluğuma rağmen,titriyor parmaklarım.&lt;br /&gt;Bir gülümseme çizmişler yüzüne,&lt;br /&gt;oysa leş gibi hüzün kokusu yayılıyor renklerinden.&lt;br /&gt;bense kendi gülümsememi kendim ekledim dudaklarıma.&lt;br /&gt;ama ikimize de yakışmıyor değil hani.&lt;br /&gt;ağlıyorum.&lt;br /&gt;ağlıyorsun.&lt;br /&gt;ben ağladıkça nasır tutuyor yüreğim.&lt;br /&gt;sen ağladıkça yosun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-5323248525605268176?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/5323248525605268176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/pinokyo.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5323248525605268176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/5323248525605268176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/pinokyo.html' title='Pinokyo'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1882208494872560798</id><published>2009-02-15T21:08:00.001+02:00</published><updated>2009-02-15T21:08:18.523+02:00</updated><title type='text'>Adı herneyse</title><content type='html'>Bazen, mutsuzluk hayatın öyle büyük bir parçası haline gelir ki...&lt;br /&gt;Hep var olmasını beklersin.Çünkü hayatında, mutsuzluk olmadığını hatırladığın bir an bile yoktur.Ama günün birinde, başka bir duyguyu hissedersin elbet hissedersin bunu...İyi hissettirmeyen bir şeydir, çünkü tanıdık değildir ve o anda anlarsın ki,mutlusundur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1882208494872560798?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1882208494872560798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/ad-herneyse.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1882208494872560798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1882208494872560798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/ad-herneyse.html' title='Adı herneyse'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3082445590368588632</id><published>2009-02-15T20:52:00.000+02:00</published><updated>2009-02-15T20:53:00.260+02:00</updated><title type='text'>Nasılsın ?</title><content type='html'>İnsanlara nasıl oldugunu sorardım eskıden nasılsın iyimisin klasik cevaplar ıste bılırsınız zmn gectı ınsanlara nasıl olduklarını daha derınden sormaya basladıgımı dusunuyorum nasıl oldukları cok mu umrumda bılmıyorum belkıde bana sorarcaklar mı nasıl oldugumu acaba diye merak etmemden dolayı soruyorum bole ıcten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ınsanlar konusmak ıster kım ne derse desın ne kadar tek basımada yasarım kucuk dagların hepsı benım de dese herkesın bırıne ıhtıyacı var konusmak ıcın bunu goz ardı etmek turkcede kendını kandırmak olarak adlandırılır bence&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3082445590368588632?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3082445590368588632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/naslsn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3082445590368588632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3082445590368588632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/naslsn.html' title='Nasılsın ?'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-1574345191761289281</id><published>2009-02-15T03:47:00.001+02:00</published><updated>2009-02-15T03:48:07.046+02:00</updated><title type='text'>Artık melek değilsin sen</title><content type='html'>Az önce gördüğüm bir kelebekti&lt;br /&gt;Kanatlarını çırpıyordu, rengarenkti&lt;br /&gt;Özgürdü, cesurdu, nereye gideceği belirsiz gibiydi&lt;br /&gt;Özendirdi beni sanki kıskandırırcasınaydı hareketleri&lt;br /&gt;''Ben de senin gibiyim uçabiliyorum. Hiç kıskandırmaya çalışma beni'' dedim içimden&lt;br /&gt;''O zaman yanıma gel arkadaş ol bana'' dedi kanatlarını çırparken.&lt;br /&gt;Denedim, düştüm.Denedim, düştüm.Denedim, düştüm.&lt;br /&gt;Ne oluyordu!... Uçamıyordum...&lt;br /&gt;''Ama ama benim kanatlarım var. Uçabiliyordum eskiden'' dedim içimden&lt;br /&gt;Güldü bana bakarak o güzel kelebek sonra dedi ki&lt;br /&gt;''Artık melek değilsin sen''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-1574345191761289281?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/1574345191761289281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/artk-melek-degilsin-sen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1574345191761289281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/1574345191761289281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/artk-melek-degilsin-sen.html' title='Artık melek değilsin sen'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-6080028232648243396</id><published>2009-02-14T06:41:00.001+02:00</published><updated>2009-02-14T06:41:49.316+02:00</updated><title type='text'>Kaldığında olmadığına göre...</title><content type='html'>Kaçıp gitmeyi düşündüğümde daha onyedimdeydim.&lt;br /&gt;Toplumdan&lt;br /&gt;Olmamı söyledikleri şeyden&lt;br /&gt;Tek düze bakış acısına sahıp ınsanlardan&lt;br /&gt;Doğru bildigim seylerın yanlış olabılcegını dusunmek için&lt;br /&gt;Hayata bakarken pencereden bir dağın zirvesine cıkıp bakmak icin&lt;br /&gt;Doğal guzellıgı bulmak icin&lt;br /&gt;Görünüşe aldanmamak icin&lt;br /&gt;Boşyere aldığım eğitimden&lt;br /&gt;Özünü arayış icin&lt;br /&gt;Mutsuzluktan kurtulmak için&lt;br /&gt;Özgür olmak için&lt;br /&gt;Hayatı yakalamak için&lt;br /&gt;Özleme duygusuna sahip olmak için&lt;br /&gt;Boşa harcadığım zamanların telafısı ıcın&lt;br /&gt;ve en önemlisi mutlu olmak için kaçmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kaçmak çözüm mü ?&lt;br /&gt;-Kaldığında olmadığına göre...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-6080028232648243396?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/6080028232648243396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/kaldgnda-olmadgna-gore.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6080028232648243396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/6080028232648243396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/kaldgnda-olmadgna-gore.html' title='Kaldığında olmadığına göre...'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-3476755495072041612</id><published>2009-02-09T18:57:00.000+02:00</published><updated>2009-02-09T19:53:37.719+02:00</updated><title type='text'>nothing as it seems</title><content type='html'>Gecenin bitimiyle başlayacak olan sabaha o kadar yakındı ki saat bir an için artık geceleri değil sabahları uyumaya başladın farkındasındır umarım diyen iç sesimi duyar gibi oldum ve sonra yatağıma doğru yöneldim. Son zamanlarda yatağıma yattığımda onu sığınağım, siperim gibi hissediyordum. Kendimi rahat hissettiğim bu yerde düşüncelere dalmıştım yine...&lt;br /&gt;Bugün de hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı konusuna takılmıştı kafam. İnsanların çoğu gördüklerine inanıp göremediklerini göz ardı etme konusunda baya katı davrandığı bu son günlerde kafama başka ne takılabilirdi sanki..Düşündükçe benimde bu hataya cok düşmüş olduğumu çıkarabiliyorum yani bilinçaltımız yüzünden görmek istediklerimizi görmeye çalışırız ve bu bizi yanıltır veya önyargılarımızın yüzündende cok yanılmışızdır. Öyle birşey ki tamamen neyin ne kimin nası oldugunu bilmeden oluşturduğum yüzeyselliğe dayalı önyargılarımın bazen tanıma bilme anlama sürecinde beni pozitif yönde hayal kırıklığına uğrattıgına şahit olmuştum.&lt;br /&gt;Yaşadığım şeyler, insanların bana bakışı, benim insanlara bakışım, olaylara ve kişilere anlam yükleyişlerim vs. hepsi beynimde film şeridi gibi geçerken farkına vardım ki bakış açımı genişletmeliyim çünkü gerçektende hiçbir şey göründüğü gibi değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-3476755495072041612?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/3476755495072041612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/nothing-as-it-seems.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3476755495072041612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/3476755495072041612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/nothing-as-it-seems.html' title='nothing as it seems'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8309664896110184213</id><published>2009-02-06T17:26:00.001+02:00</published><updated>2009-02-06T17:26:35.010+02:00</updated><title type='text'>Monoton</title><content type='html'>Uyandıgımda gün çoktan aymış dışarıdan insan sesleri gelmiş oluyor.&lt;br /&gt;Yüzümü yıkama alışkanlığım olmadıgından tualete girip çıkmakla yetiniyorum ve bilgisayarı açıyorum kahvaltıya kadar sevdiğim müzikleri dinleyip o gün ki ruh haline bürünmeye başlıyorum.&lt;br /&gt;Bazen rocknroll dinlerken aynanın karşısına geçip dans ediyorum bazen ise slow müziğin ruhunu anlamaya çalışırken gözlerimi uzaklara daldırıyorum.&lt;br /&gt;Kahvaltımı her zaman ki gibi hızlı hızlı yapıp bir şeyler çalmaya çalışıyorum gitarın akorsuz telleriyle. Başarısız olduğum düşüncesi hakim olmaya başladığında canımın sıkılması da başlamış oluyordu.&lt;br /&gt;Sonra..&lt;br /&gt;Bazen eski aşklarımı yad ediyorum aklıma çocukça hayallerim geliyor çoğu zaman gülümsememe neden oluyor ne güzeldi o günler diyorum şimdiyle kıyaslayınca saf bir hayalperstlik, bodoslama duygular, vs...&lt;br /&gt;Arkadaşlar çağırıyor dışarıya zaten evde durmak bir eziyetmiş gibi geldiğinden atıveriyorum kendimi evden dışarı. Bir şeyler yapıyoruz neden ve niçin olduğunu bilmediğim şekilde sanki daha önce biliyormuşumda şimdi bilmediğimden dolayı kötü hissettiriyor.&lt;br /&gt;Sonra..&lt;br /&gt;Eve geliyorum sonra internetten arkadaşlarla konuşuyorum bir süre sonra tekrar sıkılmaya başlıyorum. Biraz uzaklaşmak için film izliyorum genelde güzel şeyler oluyor filmlerde bilirsiniz o salak pozitivizm akımından etkılendıgınden sonu hep iyi bitiyor filmlerin hiç gerçekçi değil hayat bu değil ya neyse yinede benimde hoşuma gidiyor bende öyle hayatlar isterdim diyorum. Ağlamaya başlıyorum hıçkıra hıçkıra yüzümü gömerken yastıgıma duysun istemiyorum kimsenın ağladığımı.&lt;br /&gt;Rahatlatıyor ağlamak ve kalkıyorum oturduğum koltuktan açıyorum pencereyi ve sigaramı yakıyorum. Pencereden neresi olduğunu bilmediğim ufuk cizgisine dogru bakmaya başlıyorum pırıldıyan ışıklar geçip giden arabalar görüyorum. Nereye gidiyor bu insanlar ? Nereye gidiyoruz biz ?&lt;br /&gt;Ve sonra uyanıyorum...&lt;br /&gt;Cevap mı ne ? Bi yere gittiğimiz yok dönüp dolaşıp aynı yere varıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8309664896110184213?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8309664896110184213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/monoton.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8309664896110184213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8309664896110184213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/monoton.html' title='Monoton'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-7923677971643828555</id><published>2009-02-06T02:24:00.000+02:00</published><updated>2009-02-06T02:26:55.977+02:00</updated><title type='text'>Mantık</title><content type='html'>Mantıken çoğu yaşıtımız evlenmek istemiyor ama nedense çoğu mantık evliliği yapmak istiyor.&lt;br /&gt;İlginç! Değil mi ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-7923677971643828555?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/7923677971643828555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/mantk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7923677971643828555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/7923677971643828555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/mantk.html' title='Mantık'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-4785274700616151655</id><published>2009-02-05T03:44:00.000+02:00</published><updated>2009-02-05T03:45:46.174+02:00</updated><title type='text'>Ruh eşi</title><content type='html'>Herseyde bı ıkılılık var..&lt;br /&gt;Kaş göz kulak böbrek meme el ayak..&lt;br /&gt;Peqi ınsanlar tek midir..&lt;br /&gt;Ruhları eşsiz?&lt;br /&gt;Bence deildir..&lt;br /&gt;Ewet bobregımızin ikizi vucudumuzda bı yerde&lt;br /&gt;elımızınde gözumuzunde...&lt;br /&gt;ama ruhu ıkızımızın?&lt;br /&gt;Onun eşi ıcımızde bulunmuyor diye&lt;br /&gt;Yok diyebilirmiyiz?&lt;br /&gt;Bence Wardır..&lt;br /&gt;BeLki bi ömür boyu ruhumuzun ıkızınle&lt;br /&gt;karsılasamamısızdır karsılasamıcagızdır..&lt;br /&gt;ama o 100 sene once yaşamıs bırının vucudunda ise&lt;br /&gt;Ya da 100 sene sonra yaşayacak..&lt;br /&gt;Bence Nasıl ki tek yumurta ikizLeri&lt;br /&gt;yüzde 100 benzemıyorlarsa&lt;br /&gt;ufak tefek farklılıkları warsa&lt;br /&gt;Bızımde ruh eşimizLe ufak tefek farklılıklarımız&lt;br /&gt;benzesmedıgımız dusunceler olucakdır&lt;br /&gt;onemlı olan onun ruhunun eşi oldugunu gorebılmen&lt;br /&gt;ufak tefek seylerınde uyum saglamasını beklememen...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-4785274700616151655?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/4785274700616151655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/ruh-esi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4785274700616151655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/4785274700616151655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/ruh-esi.html' title='Ruh eşi'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-846281520521450035.post-8107755571278286645</id><published>2009-02-05T03:38:00.000+02:00</published><updated>2009-02-05T03:41:17.900+02:00</updated><title type='text'>Bir sevgilim olsun</title><content type='html'>Bir sevgılım olsun&lt;br /&gt;Boyu benım kadar&lt;br /&gt;Kolunu boynuma atsın&lt;br /&gt;Öpsün yanagımdan&lt;br /&gt;Sacları bıraz dalgalı&lt;br /&gt;Teni beyaz,pürüzsüz olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sevgılım olsun&lt;br /&gt;KaLbi sıcak&lt;br /&gt;Elinle elimi tutsun&lt;br /&gt;Öpsün dudağımdan&lt;br /&gt;Ruhu bıraz kara olsun&lt;br /&gt;Melankolik takılalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sevgilim olsun&lt;br /&gt;Gülüşleri yüreğimi ısıtırken&lt;br /&gt;Hüzünleri yüreğimi dağlasın&lt;br /&gt;İsimine herkes dokunabılsın&lt;br /&gt;Tenine hiç kimse&lt;br /&gt;Ruhu ise bakire olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sevgilim olsun&lt;br /&gt;Burnu Küçücük&lt;br /&gt;Ama kokumu derın hıssetsin&lt;br /&gt;Kalbımı koklayabılsın&lt;br /&gt;Kokusuyla mutlu olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sevgilim olsun&lt;br /&gt;Yüzü hep gülen&lt;br /&gt;Ama anlaşılmasın&lt;br /&gt;Mutlu oldugundan mı&lt;br /&gt;Mutlu gorunmek ıstedıgınden mı&lt;br /&gt;Güldüğü....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/846281520521450035-8107755571278286645?l=b-i-l-l-l-y.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/feeds/8107755571278286645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/bir-sevgilim-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8107755571278286645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/846281520521450035/posts/default/8107755571278286645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://b-i-l-l-l-y.blogspot.com/2009/02/bir-sevgilim-olsun.html' title='Bir sevgilim olsun'/><author><name>Emre Demir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09744633084926935038</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_YQsuQb_zwfU/SgIV7DukNEI/AAAAAAAAABc/vsEHkHMiKyU/S220/otoportresb.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
